20 Aralık 2008 Cumartesi

iPhone

Telefon ve içinde birçok ayrı özelliği barından bir cihazdır kendisi.Daha çıkmadan bütün milletin dilindeydi.Fuarlarda herkes peşindeydi.Dokunmatikliği menüleri çekici geliyordu herkese.Türkiye'ye gelmesine az zaman kala kampanyalarda dökülmeye başladı.Şu şekilde sahip olabilirsiniz bu şekilde olabilirsiniz.Hatta okadar çok kampanya çıktıki.İphone ulaşılmaz halden çıktı.Ve iphone geldi ilk haftası herkesin dilindeydi şukadar fiyatı var öyle müthiş böyle süper falan filan atıldı tutuldu sürekli anlatıldı.Herkesin dilinde olan bu cihaz şuan nerdeyse herkesin elinde var.Öyle kampanyalar çıktıki diyorum işte iphone artık özel bir şey değil.Zaten çin malı versiyonuda çıktı.Şuan öyle bir durumdaki kimse hava falan atamaz bende iphone var diye.Nedendir çünkü herkes de var özel bir şey değil.Mesela türkcell çatır çatır dağıttı.Ne anladım iphone dan bir cihaz çok güzelse çokda özel olmalı her kesin elinde olmamalı.İphone ortalık malı olmuş durumda seyyar telefoncular bile satıcak duruma geldi.İphone kendi şöhretinin altında rezil oldu.İğrençsiniz Apple ailesi iphone bu hala getirdiniz her kampanyaya izin verdiniz...

15 Aralık 2008 Pazartesi

Oryantal Müzik

Üstüne hiç bir yorumun yapılması gerekmeyen duyulduğunda oynanası müziklerdir.Darbuka ritmik ziller insanı birazda gaza getirir ve çalınan ortamda bazen dansözde olması pek bi keyiflendirir.
AMA bu benim için çok farklı.
Oryantal müzik veya mezdeke diye tabir edilen göbek atmak çalkalamak için çalınan müzikler beni farklı etkiliyor.Bu tür müzikleri duyunca içimi bir hüzün bir rahatsızlanma basıyo.Sanki birden bütün dünya kararacakmış gibi hissediyorum.Soğuyorum herşeyden birden.Bağırmak çığlık atmak istiyorum.Birde o eğlenen oynayan mutlu insanları görünce içim dahada kötü oluyor.Bilmiorum neden.Huzurum kaçıyor bütün yaşam enerjim kaçıyor.Duyduğumda müziği huysuzlanıyorum yeter diye yıkmak istiyorum ortalığı.bilmiyorum neden...

10 Aralık 2008 Çarşamba

Düşünüyorumda

Düşünüyorum Düşüncelerimi
Düşünüyorumda görüyorum
Düşüncelerimde hep sen varsın.
Düşünüyorum duruyorum...

Düşüncelerimde neler var
Ben neler düşünüyorum diye düşünüyorum
Yine sen çıkıyorsun karşıma
Düşüncelerimi düşünürkende seni düşünüyorum

Aklıma takılıyor bazen
Düşüncelerimi düşünmek niye
Diyorum kendime
Çünkü sen varsın Düşüncelerimde

Her düşünce sonunda yeniden düşünmek
Düşündüğüm herşeyi gözden geçirmek
Bütün düşüncelerin içine dalmak
Bütün bunları düşünmek

Zor gelmiyor düşüncelerimi düşünmek
Sıkıcı değil düşüncelerimi düşünürkende seni bulmak
Yorucu değil sürekli düşüncelerimi sen olduğun için düşünmek
Düşüncelerimdeki seni birdaha Düşüncelerimi düşünürken Görmek...

Amaçsız

Amaçsız bir yazı olsun diyorum bu.Bir amacı olmadan yazılmış olsun diyorum kendi kendime.Hiçbir konuya değinmeden hiçbiyere uğramadan düz net ve bir amacı olmadan yazılmış bir yazı.Sadece yazı olsun buraya bir şeyler yazmak olsun diye yazayım diyorum.
AMA
Nekadar da amaçsız desem bir amacı var değilmi.Amaçsız yazmak bu yazının amacı.Kendimi parçalasamda amaçsız birşey yazamam.Kimse yazamaz yazmakda bir amaç var sonuçta.Ben nekadar desem bu yazının bir amacı yok olmaz var sonuçta.Benim yazmamın nedeni bu yazı amaçsız yazı ben böyle söylüyorum.Okuyanlar bu yazıda bir amaç bulur.Bu yazıyı yazmak bu yazıyı bir amaç olmadan yazmak amaçtır zaten.Bana sorarsanız bir amacım yoktu yazıyorum sadece halada yok ben yazıorum onu göre kelimeler geliyor.Ne bir amaçtan bahsetmek istemiştim aslında nede amaçsız bir yazının yazılamayacağından.Sadece yazmak olsun diye bir yazı yazmak imkansız.Sadece yazmak olsun diye yazarkende amaç var sadece o yazıyı yazmak amaç.Bir planı yapısı olmasada önceden düşünülmüş olmasada onu yazarken amacın sadece öylesine amaçsız bir yazı yazmak.Böyle bir şey işte nekadar da bir amaca bağlamasam amaç bu yazı zaten.Bana sorsan ama yinede bi amacım yoktu.
anlaşılması zor biraz karışık bir şey oldu.

Sessiz İnsan

Sessiz ve sakin görünümlü olmanın bazı avantajları vardır.Ama öyle bir avantajdırki ağır bir yük bindirir sanki insanın omuzlarına.Örnek bir sınıfta sessiz kimseye zararı olmayın biri herzaman muhabbet edilecek sır paylaşılacak biri görülebilir.Çünkü diğerlerine bakıldığında hepsi ortamların içinde herkesi tanıyan tipler gibi görünürlerde ama böyle sessiz sakin takılan kişilerler genelde ''ortam çocuğu'' dediğimiz tipler sır paylaşma ihtiyacı duyarlar.Bazıları sır paylaşma değil sadece hava atma amaçlı yapar bunu.Mesela bak sadece sana söylüyorum kimseye söyleme ben böyle böle yaptım.İşte bu yaptığı şeye göre değişir ben yaptım sen yapamadın gibi cümleler kurulur ama söylenmez direk anlatılan anlar bunu.Bazılarıda yaptıkları kötü bir şeyin vicdan azabından dolayı anlatırlar.Bir şey yapmıştır kötü bir şeydir veya gizli bişidir o onu rahatsız eder durur birilerine anlatmalıdır.Anlatılır sessiz insana nasılsa kimseyle konuşmaz kimseye anlatmaz diyerek.Zaten bu sessiz dediğimiz bir kişinin bir sırrını açık ederse anında ortamdaki güven duygusu sıfırlanır.Ama gerçekten sessiz bir insansa eline ne tür bir koz geçerse geçsin ne büyük sırlar öğrenirse öğrensin söylemez.İşte bütün bu verilen sırların bütün bu günah çıkartmaların belkide ağır bir yükü vardır.Herkesin kurtulmak isteyip de ona söylemesi sonuçta herşeyi bilen biridir herkesin sırrı ondadır.Peki o nasıl dayanacak bukadar şeye.Karşı taraf 1 şeye dayanamayıp anlatır ama bu sessiz insanlar çok dayanıklıdır.Birikir birikir birkir anlatma ihtiyacı pek duymaz.Yanında ona benzeyen bir arkadaşı vardır oda ona anlatır bazen 2si arasında sonsuz bir sır ve gizlilik kaldırma olayı vardır zaten.Tabi bütün bu ağırlığı ve yükü sallayan sessiz insanlardan varsa hala.Sonuçta kimseye güvenmemek lazım nekadar sessiz sakin olursa olsun içinde olanları bilemeyiz.Nekadar güvenilir olursa olsun oda insan!

2 Aralık 2008 Salı

2. Yeni Yıl

Yeni yıl geliyor.Blogumla girdiğimiz 2.yeni yıl olacak bu.Geçen yılda yeni yıla dair bir yazı yazmıştım.Dedim bu senede yazayım.Nede olsa her sene yeni yıl oluyor bundan bıkmıyoruzda her sene olan yeni yılla ilgili yazıdanmı bıkacağız...Sonuçta konu aynı olabilir ama içerik farklı.Aynı yeni yılda olduğu gibi orda da konu aynı ama rakam farklı.Değişen hiç bir şey yok.Yeni yıl geliyor yaa geyiklerde başladı tabi.Biraz daha zaman geçsin ozaman görün rezilliği. Abi ben yeni yıla girmicem biraz zaman boşluğunda kalmak istiyorum buda benim yaptığım geyiktir.Veya siz girin ben geliyorum .İğrençlikte sınır tanımayanlarda çıkıyor tabi herneyse.Yeni yıl böyle işte insanın içini farklı farklı şeylerle doldurur bazen.Kimine heyecan kimine hüzün kimine mutluluk farklı farklı şeyler.Kimisi vardır umursamaz banane yeni yıldan ben işime bakarım der.Kimisi yeni yıl için hazırlık yapar.Kimisi plan yapar yeni yılla yeni bir hayatla başlamak için.Aslında olaya birde farklı taraftan bakıyorum yeni yıl falan değilde süregelen kısırdöngü içindeyiz.Rakamların değişmesi yeni olduğunu belirtmez aynı aylar aynı günler aynı saat aynı dakikalar.Ben bir yenilik göremiyorum.Sürekli aynı ama sadece yılın rakamı farklı.Bir de geçen zamanın üzerimizde yaptığı değişiklikler farklı.Dünya dönüyor yaa herşeyde ona göre başlangıctan itibaren dönüp duruyor döndükce başa geliyor yine dönüyor...

16 Kasım 2008 Pazar

Üst üste

Bir gün birşey ters gittiği zaman sanki bütün olacaklar anlaşmış gibi ters gitmeye başlıyor.Bütün dünya sanki karşına geçiyor bu zamanlarda.Gün içinde bir şey olmuyor ve bir işin istediğin gibi gitmiyor onun üstüne gün bitene kadar geliyorda geliyor.Bu terslikler hep birbirini kovalıyor nedense.Böyle durumlarda sanki saat bile tersine gidiyor sırf bana inat.Hani bir şey ters gitti kafan bozuldu ondan sonra dikkatin dağılıyor falan aklın orda kalıyor diye kendi dikkatsizliğimizden üst üstede geliyor olabilir.Aslında bizim elimizde bir şey ters gitti diye fazla takmamak lazım devamına bakmak gerek diyenler çıkabilir.Bukadar iyimser düşünenler varsa alkışlarım onları.Yok böyle bir şey herkes de bilir zaten bu durumları bir şey oldumu ogün hep üstüne gelir sanki hayat bizi sınıyor böyle arada bir.Ben böyle sınama anlarına uyuz oluyorum ama takmamak gerek değilmi yarın bambaşka birgün olucak herzaman...

15 Kasım 2008 Cumartesi

İnce Ayrıntı

Bir şey vardı ama neydi.Bu sefer bambaşka bir olay bu.Mesela bir şey söyleyecektim unuttum olayının daha farklı bir versiyonu.Söyleyeceğimiz şeyi söylüyoruz ama onun içinde olan ince ayrıntıyı unutuyoruz bu sefer, olur böyle.Bir konu hakkında ince bir ayrıntı söyleyecektim ama neydi.Konu tamam olay tamam kurgu zaten tamam ama işte o ince ayrıntı gelmeyince insanın aklına, olay kurgu konu falan hepsi dağılıyor.Öyle bir şey oluyor ki o ince ayrıntı olmayınca bir araya gelmiyor.Konu icinde geçen ince ayrıntılara dikkat edelim genelde bir şey söyleyecektim unuttum bu ince ayrrıntıların unutulması sonucu oluyor en incesinden hatırlarsak herşey tamam oluyor.Nerden çıktı bu konu ablamdan geldi bugün yanıma bir ince ayrıntı vardı ama neydi diye bende hemen inceden konuyu aldım yaanii :D

9 Kasım 2008 Pazar

Bazen Olurya

Bazen olur ya böyle anlatmak istediğini anlatamassın.Kelimeler küsmüştür sanki bir araya gelmezler konuşmassın.İşte öyle onlarda derim bazen olur ya böyle işte bazen oluyor bana böyle.İçimden geçen şeyler oluyor bilmiyorum nasıl böyle içimde dolaşan sanki böyle içimi titreten şeyler.İşte böyle olduğunda bunu anlatamıyorum sadece bunu söylüyorum.İşte bazen olurya böyle.Bu bazenler çeşitliliğine göre değişiyor zaten.Ya çok acaip bir mutluluğa girince ya da bir hüzünle kaplanınca içim.Kesiliyor kalıyor ne bir şey söyleyebiliyorum ne de yapabiliyorum.Bence bu sadece bende değil çoğu kişide oluyordur.Bazen susmakda güzeldir , bazen olurya anlarında...

Olmuşmu Okadar

Yine bir gece blog sayfamın başındayım yazı yazıyorum yazdığım yayınlamadığım taslaklara bakıyorum.İçimden bir ses ne zamandır yazıyoruz biz böyle dedi.Birde baktım tarihe 1 seneyi geçmiş yazmaya başlayalı.Olmuşmu okadar yaa dedim hiçde farkında değildim.1 sene olmuş vayy be nice senelere blogum...

Değişmek

Hayatta herşey değişir.Çevre insalar hava su ateş toprak kısaca doğa yani herşey hayatta veya hayatımızda olan herşey zaman içinde değişebilir.Kendi hayatmız bile değişir.Hiç değişmem diyen insan bile değişir istesede istemesede ya zorunda kalarak ya da kendi niyetiyle.Hayat öyle bir şeydirki biz yaptıklarımızla kendi hayatımızı yönetiyoruz zannederken etrafımızda olan herşey bizim hayatımızı yönetiyor farkındayız veya değiliz hiç belli olmuyor.Çevremizde olan herşey direk bizim hayatımıza etki eder.Ne kadar umursamaz olursak olalım yine bir şekilde bize değer.Herkes değişmiştir her insanda bir şeyler değişmiştir.Bir arkana dönüp baktığında ne değişiklikler görürsün kendinde hayatında çevrende.Yaşam böyle ince bi çizgi üstünde geniş alana ihtiyacı olan bir oyun gibi.Hep ip üstünde yürümeye çalışıoruz ama herzaman yere düşüoruz.Bazen aslı kalsakda toparlamaya çalışsakda herkes düşer.

17 Ekim 2008 Cuma

Gizli

Gizli diye bir şey yoktur.Eğer varsada zaten bilmiyoruzdur gizlidir çünkü.Bir şeye neden gizli denilir.Mesela ben bir şe yaptım sordular bana gizli dedim olmaz işte biliyorum ben onu gizli değil sonuçta.Gizli bişey varsa kimse bilmiyodur ki gizli olsun.Yoksa çok gizli işler peşinde demek bile saçmadır nerden biliyorsun gizli olduğunu zaten gizli bir iş peşinde olsa bilmessinki sen bunu gizlidir çünkü.Gizli işler çeviriyorlar diyorsan gizli değildir biliyorsun çünkü bir şeyler yaptıklarını.Gizli gizli bişeydir nerde kullanılcağına dikkat etmeliyiz...

Mezar Taşı

Büyükşehir belediyesinin bugün yaptığı basın toplantısında mezarlıklarla ilgili taşıma ve değiştirme yönetmelikleri açıklandı.Bundan sonra mezar taşlarında isim soyisim gibi bilgiler dışında parantaz içinde mezar taşının en alt kısmına (mezar taşıdır) yazılıcağını açıkladı.

Tamemen geyik bi haber ben yazdım çünkü.Ama olsa ne komik olur :D
AAA abi one yaa öyle
baksana altında yazıoo
mezar taşıymış yaa bende birşe sandımm :D
Komik olur zaten herşeye ne olduğunu yazıoruz onlarada yazalım.

Birde Benim kendi fikrim var mezar taşı konusunda.Ben mezar taşı istemiorum.Mezar blogum olsun benim.Taş yerine böyle lcd bir ekran online bir şekilde isim falan yazsın dokunmatik olsun hatta isteyen blogda dolaşsın falan.Gerekirse ölmeden önce yetki verdiklerim girip netten düzenleyebilsin.Çok şekil fikir.

6 Ekim 2008 Pazartesi

Birden

Anlatmak istediğin bir düşünceyse
anlatma öyleyse
Aklından geçenler nedirki
kalbinden geçenler
onlar kadar büyük olsun
belkide sadece sevgi
eğer buysa düşüncesi
aklında kalmasın hiçbir soru işareti
aklından çıkarmalısın öyleyse
kalbinde kalsın en derin düşünce
çünkü sen benim için ordasın
kalbimin derininde belkide tatlı bir düşünce

25 Eylül 2008 Perşembe

Anlatılmaz Yaşanır

Bazen olur böyle şeyler.Yani bir şey yaşarız, arkadaşlarımıza veya birilerine anlatılmaz yaşanır bir şey deriz.Burda hiç bir sorun yok.Sorun bunu anlatmaya çalışanlarda var.Anlatılmaz yaşanır bir şey diyorsun anlatmaya kalkamamalısın.Eğer bu kelimeyi kullandıysan.Susucaksın bahsettiğin şey kapanıcak çünkü karşındakinin gidip yaşaması lazım anlaması için anlatmaya kalkma.Madem anlatacaksın anlatılmaz yaşanır deme.Hem anlatıyorsun hemde yaşıyorsun öyle bir şeyse sorun yok.Birde bazıları böyle yazar yazar sayfalarca sonunda yani bu öyle bir deneyimdiki anlatılmaz yaşanır.Salakmısın? okadar anlalttın anlattın en sonundamı anlatılmaz yaşanır diyorsun.Bırak ozaman yaşayalım niye anlatıyorsun hevesimizi kaçırıyorsun.Böyle bir şey olursa lütfen anlatmaya kalkmayın yaşatmayı deneyebilirsiniz ama anlatılmaz yaşanır şeyleri anlatmaya çalışmak saçma olur.Anlatılır bir şeyse anlat ama anlatılmaz yaşanır bir şey dedikten sonra bitir olayı;)

18 Eylül 2008 Perşembe

Yagmur

Yagmur vardı istanbulda bu akşam.Aslında hala yağıyor biraz.Öğlen hava çok sıcaktı akşama doğru birden soğumaya başladı.Ve beklenen şey oldu yağmur yağdı.Yağmuru seviyorum.Belki çoğumuzda bir yagmurda ıslanma hikayesi vardır.Benimde var unutamadığım bir kaçtane.Her yagmur yagdığında hatırlarım beraber ıslandıklarımı.Islanırken bana kızıp ıslanıp hasta olucaksın diye uyaranları.Belki hatırlamak istemediğim veya hatırlayınca hüzünlediğim şeylerde vardır yağmurla birlikte aklıma gelen.Ama yağmur öyle bir hava yaratıyorki o anda bir terkediliş hikayesi bile düşünülünce hoş bir anı olarak akla geliyor sırf yağmur olduğu için.Yagmur güzel , yagmurda ıslanmak güzel , yagmurda yalnız değilde yanında sevdiğinle ıslanmak çok daha güzel...

13 Eylül 2008 Cumartesi

Aslında Yaşam

Yazılmış bir senaryonun oyuncularımıyız?.Yoksa sadece yönü belirlenmiş bir senaryo kalıbının içinde her yaptığımızlaa onu değiştirebilmeyi başaranlarmıyız.Belkide herşey bir oyundan ibarettir.Nasıl oyunda bölümler bölümlere göre çeşitli düzeyli zorluklar var, hayatta böyle yaş var, yaşlara göre dertler sıkıntılar.Dertleri aşanlar yükselebilir , sorunları çözemeyenlerde olduğu yerde kalır.Yaşamda kendinden başka kimse olmasa istediğini istediğin gibi belirler istediğin şekilde yaşardın.Ama yalnız değiliz herkes birbirinin işini zorlaştırmak için uğraşıyor zamanımızda.Herkes diğerinden daha yüksekte olmaya çalışırken diğerlerini geride bırakmayı hatta onlara sorunlar açmayı düşünüyor işleri zorlaşsın diye.Bütün bunlar olurken de yaklaşan ölüm.Kimisi hiç düşünmez ölümü , kimisi ölüm korkusuyla yaşar.Ama bu yaşamda bir ölüm oyunu değilmi zaten.Nekadar ölüm üzerine oynamasakta bu oyun biyerde biticek.Bilgisayar oyunundan tek farkımızın öldüğümüzde save ettiğimiz yerden veya checkpoint aldığımız yerden başlayamayacak olmamızı söyleyenler var.Ancak nerden biliyoruz karekterler döngüsü içindeki ölüm oyununda ölüp ölüp dirilenler olmadığını.Nekadar sürerse sürsün bu oyun ölüm oyunu.

5 Eylül 2008 Cuma

Belirsizlik

Belirsizliği sevmem....Hatta nefret ediyorum hayatımdaki belirsizliklerin belli olmasını beklemekten.Böyle bir durum işte.Ama ben nekadar sevmesemde hayatımda belirsizlik çok var ve eksikde olmuyor.Belirsiz olan şeyi belli olmasını beklerken stresde yapıyorum eğer önemli bir şeyse.Stres yapıncada rahat olamıyorum kasıyorum böyle acaip bir durum daha çıkıyor ortaya.Rahat olamayıp kasıncada sıkıntıdan kıvranıyorum.Bir belirsizlik başıma bir sürü şey açıyor keşke herşey belirsizliğe kalmadan belli olsa diyorum ama neyin ne olcağı çoğu zaman tahminden ileri gitmiyor.Tahmin yürütmeyi çok yaparım kafamda olayları kurup sürekli tekrar yaparım sürekli farklı senaryolar kurarım bunlardan biri belirsizliğin belli olmasındaki sonucu verir ama hangisi olduğunu belirsizliğin belli olduğunda anlayabilirim anca...

4 Eylül 2008 Perşembe

Çay

Çay içmeyi özledim.Bardaklarca hatta çaydanlıklarca çay içmeyi. YAz boyunca 2-3 bardaktan fazla gitmezdi.Ama havalar bir soğusun acayip çay içeceğim.Çay kahve kışın tek içecekleridir.Demlerim çayımı gece alırım yanıma sabaha kadar çay ben ve pc güzel bir 3lü oluştururuz.Sabahda kalkar giderim Starbucks a ordada bir kahve ohhh.Kış aslında güzel ama yazdan güzel değil tabiki. Ayrı bir güzelliği var ama.Konu saptırmayada gerek yok zaten.Çay içemeyi özledim olay budur yani.Kış gelsinde beklerim, demlerim içeriz.

Xbox360

Geziniyordum nette birde ne göreyim.Microsoft xbox360 ın fiyatını kırdı.Noluyor dedim girdim hemen baktım.Fiyatını düşürmüşler 183 usd ye.Haberi okudum birden heveseim kaçtı.Japonyada düşmüş fiyatı.Sonra haberin sonuna geldim tekrar heveslendim.1 ay içinde heryerde düşmesi bekleniyormuş.Ohh ne güzel dedim hemen girdim nete araştırdım.Oyunları nasıl özellikleri nedir diye.Fena değil hoşuma gitti.Fiyatı bir düşsünde alıcam galiba =)

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Starbucks İhtimali

Soğuk ve mekanlar arası minibüslerde karar verdim kahve içmeye
Ve elimde sıcak geçirmeyen bardaktaydı kahvem...
Ben seninle bir gün Starbucks da Frappucino içme ihtimalini sevdim
Lisenin aşk kokan ilk yıllarında
İstanbulda Kafeinli mevsimler yaşanırdı
özlemeye başladım yaban mersinli muffini
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, parasızlıktan Starbucks a gidemez oldum
Bizim mekanlarımız vardı
Sıcak kahvelerimizi yudumlama mekanları...
Kahve kokan Starbucks arkadaşlarıyla
En çok kafeini kim alacak oynamaya başladık
Ben sonuna kadar içerdim sen dayanamazdın sonra kalanıda ben içerdim...
Şeffaf bardaklarla frappacinonun içindekiler seçiliyordu
Sıcak geçirmeyen bardaklara inat...
Gide gele öğrendik Starbucks da yemeyi içmeyi
Üstümüze usul usul kahve kokuları yağıyordu
Ve kapalı Starbucklarda öpüşmeyi öneriyordu arkadaş grupları
Oysa Starbucks da hiç öpüşmedim ben
Karşı masadan bakıp laf atılan öpüşmem olmadı hiç
Arkdaşça gidilen Starbucks' ların sonunda olanı saymassak
Starbucks a usul usul kafein bağımlısı yağıyordu
Ve belli bir saatten sonra uyumamayı sağlıyordu kafein
Oysa hiç kahveden uykum kaçmadı benim
Ve hiç bir uykusuzluğun nedenini kahveye bağlamadım
Bardakların arasında kahve içen bir çocuktum sadece
Sana şiirler yazıyordum sıcak etiketlerinin üstüne ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, Starbuck a gittiğimiz saatlerde
Miniübüs hep zamansız duruyordu tam kahvemi yudumlarken
Ben, senin benimle M.köy Starbucks a gelebilme ihtimalini seviyordum 

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Boşluk

Bazen kafa dinlemek için herşeyden uzaklaşmak istenir.Hiç kimsesin olmadığı bir yerde kafa dinlemek uzaklaşmak.Herşeyi daha iyi düşünüp sonra geri gelmek herşeyi bıraktığın gibi bulup düşündüklerini uygulamak söylemek.İşte böyle herkesden ve herşeyden uzaklaşmak için ''Kara Delikler'' olsaydı ya.Nasıl uzayda var girince başka bir boşluğa atıyor.İşte öyle bir şey dünyada olsaydı.Tek farkı girince bir boşluğa atacak ama geri dönüşü olabilecek.Ne güzel olurdu ben girerdim ara sıra acayip kafa dinlenirdi.Ama Bu boşluklar öyle ortalık yerlerde sağda solda olmayacak.Özel dükkanları olacak.Dükkana girince güzel bir koridor olacak karşılamadan sonra bir çalışan gelip yardımcı olacak ne isterdiniz şeklinde.Tabiki cevap belli boşluk istiyorum ozaman buyrun 13. oda boş girebilirsiniz odanın kapısını açıp adım atar atmaz içeri çekcek kara delik, atıcak boşluğa verdiğin para kadar süren olcak sonra geri döncen odanın içindesin.Yapılabiliyorsa yapılsın herkes girer hem yeni bir sektör olur...

Patlasak

Bombalar patlar yaa hani bizde öyle patlasak.Bazen ''Çok sıkıldım , sıkıntıdan patlacağım , pffff offf poff'' gibi kelimeler kullandığımızda gerçekten patlasak.Bulunduğumuz ortamda ''gümmm'' die birden patlasak nasıl olurdu.Çok sıkıldığımızda bombamız devreye girse birden canlı bombaya dönüşsek ve belli bi süre içerisinde sıkıntımızdan kurtulacak bir şeyler yapmazsak o anda patlasak.Patlsakda ölmesek.Sıkıntıdan patlayınca , patladığımızdan dolayı 1 hafta hastanede yeniden düzelmek için geçirsek sonra herşey eski halinde devam etse.Veya üstümüzde bir düğmeyle patlasak.Ama kimseye zarar vermeden sadece kendimiz.Bir yerden imha tuşu gibi.Bastığımızda patlasak ne süper olur.Böyle bir şey olsaydı eminim özel patlama hastaneleri kurulurdu.Patlakmak isteyenlerde patlama olur hastaneler yetmezdi.Oyüzden evde 1 hafta yatmak hastanede yatmakla eşit olsaydı.Patlağımızda 1 hafta yatıp herşey eski haline dönseydi.Böyle bir şey olsaydı çok büyük patlama olurdu :D...

Cep Telefonu

Hayatın içinden sürekli bizimle olan çok samimi bir teknoloji nimetidir.Hayatın belkide her anında yanımızda olan yaşadıklarımıza kameresaylı tanıklık eden konuşmalarımızda aracı olan oyunlarla eğlenmemizi sağlayan müziklerle çoşmamıza imkan veren süper bir şey.
Hayatı telefon üstüne kurulu insanlar tanıyorum.Bunlar manyak sanırmasam.Telefonu olmadan wc ye gidemeyen biliyorum o artık aşmış bir hasta grubu.Zaten turkcell in selocan lı reklamları varya hep o aklma geliyor.Wc de tel çalıyor bıızzztt yanında selocan beliriyor. hoo usta naaptın yaa .Nese konumuz bu değil telefon. Bende aslında bağımlı olmamakla birlikte telefona ihtiyaç duyuyorum.lazım oluyor mesajlaşmalar konuşmlar falan oluyor.Günün her saatinde ulaşılmak istiyorum.Zaten en çok koyanda telefonumun bozulması.Lanet olası alet neden bozuluyorsun durup duruken ne güzel geçiniyorduk.Neyseki garantisi bitmedi garantiye götürdüm. Adam aldı baktı sorunu sordu ''hmm'' dedi sanırım bu sorunu halledemezler belki kutusuyla sıfır telefon yollayabilirler.Offf ne güzel cümleydi o .Kutsunda sıfır telefon vericeklermiş ihtimali varmış.Yapamazlarda sorunu çözemezlerde bana kutusunda sıfır tel. veririler.Çok iyi olur kutudaki aksesurlarla birlikte verseler süper olur.Umarım full aksesuarlı geri gelir telefonuma kavuşurum.Telefonsuz süre icerisinde ulaşamama gibi bir durumuz yok yedek telefonum var.

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Unutunca

Unutunca kendime sinir oluyorum.Ah bi laptop olsa. Gezerken aklıma bir sürü şey geliyor sokakta bir şeler görüyorum yazarım diyorum kafamda nasıl yazacağımı bile tasarlıyorum bazen.Ama eve geliyorum anca 1 veya 2 tanesi kalıyor aklımda.Sinirleniyorum neydi neydi düşünüyorum yok olmuyor gelmiyor bir türlü aklıma.Şuanda öyle bir şey yaşıyorum neydi diye, blog sayfsında bakınırken bende bunu yazayım dedim.Unutmak insanı sinir eden bir şey.Bilmiyorum sizde de oluyormu böyle bir şeyleri unutuyorsunuz ve hatırlamanız gerektiğinde aklınıza gelmiyor.Bence not almak telefona yazmak falan iyi olur bundan sonra öyle yapabilirim.

Atlı Karınca


Atlı karıncadan ne anlıyor çocuklar.Ben dışardan bakınca bir şey anlamıyorum çocuk olmaklı gerekiyor acaba.Ben küçükken hiç binmedim bindiysemde hatırlamıyorum.Biniyorlar öyle dönüyorlar dönüyorlar ne anlıyorlar anlamıyorum.Birde bazı çocuklar var böyle sanki o çok hızlı gibi ''vohhoooo'' diye bağırıyorlar.Delimisiniz !!! inince başınız dönmüyormu.Bu çocuklar ne ilginç Bende çocukken böyle ilginçmiydim bilen birine sorup öğrenmek lazım.Birde adı atlı karınca ama at dahilinde kaplan ayı zebra falana var ne oluo.Bir karışıklık var madem bütün hayvanlardan koyun hayvanlı karınca deyin şunun isimine. Gerçi karınca ne alaka onuda anladım veya karıncalar farklı farklı olsa atlı karınca kaplanlı karınca ayılı karınca gibi herkes istediğine binse.Böyle ışıklı falan yapıyorlar birde onları renkli renkli çocuklar zırlıyor ''annneeeeeee binnnccceeemmmm'' die tam komedi.

18 Temmuz 2008 Cuma

Starbucks



Hayatımda gittiğim nadir yerlerden biri.Fazla cafe tarzı yerlere gitmem.Ama Starbucks bir tutkudur bende.Orda oturmak orda kahve veya soğuk içecekler içmek çok güzel.En sevdeğim Starbucks mecidiyeköy deki ve dünya ticaret merkezindeki.Aslında Ticaret merkezindeki okadar güzel değil ama ben çok seviyorum.Meciköydekinin koltukları çok rahat ben daha hiç bir Starbucks' da öyle rahat koltuğa oturmadım.Starbucks' ın ortamını seviyorum çok cool bir hava var orda.Ama Starbucks dışında gloria jean's gibi rakip firmalardan nefret ediyorum.Hiç gitmedim aslada gitmem.Sevmiyorum gloria jean's önünden geçerken bile uyuz oluyorum okadar yani.

Bugün Carousel Starbucks' taydım.Daha öncede gelmiştim.Ama bugün birdaha buraya gelmeyeceğim dedim kedime.Bozmuşlar burdakini.Çocuklarıyla falan gelen aileler vardı yaa sanki aile salonlu restorant.Çokçuklar zırlıyor falan uyuz oldum rahatım kaçtı.Nerde o cool hava yok gitmiş sanki orda.Neyse yazık size diyorum hemen toparlanmalı orası.
Frappucino içtim bugün.İyiki onu güzel yapmışlardı.Günün içeceğiydi zaten.Günün keki de en sevdiğim kek olan yaban mersinli muffin.Hasta oluorum muffine kışları kahveyle beraber kesinlikle alıorum.Ama soğuk içeceklerle pek güsel gitmiyor kekler.
Ne olursu olsun herkes Starbucks' a gidebilir ama giden var giden var.Bu bende bir tutku böyle hastası olanlar vardır kesinlikle.Oraya kıraathane gözüyle bakıp gelen ayılarda var ama onlarda zaten pek fazla kalamıyorlar öyle yerlerde.Seviorum Starbucks ' ı =)
(resimler kendi çekimim:D )

Eski Dosyalar

Dün eski hdd mi bilgisayara taktım. İçinde bir şey kalmışmı diye bakmaya.Kendi özel klasörüm vardı.Açtım içi boş silmiştim çünkü en son öle hatırlıyorum.Sonra içimden bir ses dediki gizli dosyaları göster.Sağıma soluma baktım kimse varmı kim söyledi diye bulamadım kimseyi şaşırdım.Hemen gizli dosyaları açtım.O anda bir klasör belirdi.Noluyor falan dedim bir gerildim bu burda ne arıyor kim koymuş içinde ne var?. Böyle soru cümleleri geldi aklıma bir sürü.Bunları cevaplamak için tek yol klasörü açmaktı.Açtım içinde alfabenin nerdeyse her harfinden tek tek word belgeleri var.Belgeleri açmadan yine düşündüm bunlar neydi yaa . Sona açtım birini başlıkta dosyanın harfiyle başlayan bir isim var kız ismi, altada msn konuşmaları.Sonra jeton düştü önceden konuştuğum kızların msn konuşmalarını saklardım.Neden saklıyordun delimisin demeyin.Akıllıca bir cevabı var.Çünkü kızlarla konuşurken doğum tarihi burcu en sevdiği şeyler falan filan söylüyorlardı.Bende bütün kızlarınkini ezberleyemediğimden böyle bir yöntem geliştirmiştim.Biri bana benim burcum ne die sorardı unuttuysam hemen açar bakardım.Çok süper işe yarıyor.Yeniden başlasammı diye de düşünüyorum...

14 Temmuz 2008 Pazartesi

500 GB Hdd

Seagate firmasının FreeAgent isimli 500 gb Hdd' ini aldım.Önce bi tereddüt ettim alayımmı diye hani bozulurda herşeyim gider diye korktum.Ama satıcı elemen öyle bir aklıma girdiki zaten içim gidiyordu baktıkca aldım bende.Ben bozulma ihtimali var dedim elemanda öyle bakarsa şuanki harddiskinde bozulabilir bozulma ihtimaliyle bakmamak gerek diye bir seyler söyledi.Adam işi biliyormuş.Neyse fiyatı uygundu zaten.Bence çok güzel bir harici disk.Usb den kullanılıyor ayrı power alıyor.Çalışmadığı sürece ısınma yapmıyor.Kullanıldığı zaman çalışıyor sadece ama devre dışı kalmıo hep devrede.Isınma olayıda iyi ben test ettim 48 saatte anca bayağı bir ısınma gerçekleşiyor.Tasarımıda güzel öyle kocaman bir şeyde değil masanın üstünde hoş bir aksesuar gibi duruyor.Önünde turuncu ince bir ışık var çok hoş duruyor.Hem performans hem tasarım bakımdan süper tavsiye edilir. ;)

6 Temmuz 2008 Pazar

Akılıma Gelmiyoki

Bazen birisi bir şey sorar , bir anda düşünme payı olmadan.Bazen bir şey sorarız bir anda düşüneme payı bırakmadan.Öyle ani olurki bu sorular o an cevabı vermek zorlaşır.Hatta düşünsen bile soruya cevap veremessin sonra o müthiş kelimeyi kullanırsın.''Aklıma gelmiyorki...''
Sorulan bir soruya verilen güzel bir cevap.Nekadar sorunun cevabı olmasada bazen cevabı alan kişiyi tatmin bile eder.Çünkü bazen kendimiz bile sorduğumuz soruya cevap veremeyiz ve başkasına sorduğumuzda ''aklıma gelmiyorki'' cevabını almak bizi rahatlatbilir.Ben bir şey bulamıyorum bu soruya bir cevap bulamıyorum sorduğum kişide bir cevap veremedi gibi düşünceler oluşabilir.Geçiştirmek içinde kullanılır bu cevap biri bir şey sorduğunda ''amaaannn şimdi aklıma gelmiyor'' diyebiliriz ve o an kurtulabiliriz.Bazen kurtulmak için bazende cevap veremediğimizde ya da söyleyecek bir şey bulamadığımızda kullanırız.AKLIMA GELMİYORKİ =)

3 Temmuz 2008 Perşembe

Farkında Olmadan

Farkında olmadan yapılan şeyler vardır.Hani sürekli yapmaktan artık refleks haline gelmiş gibi şeylerden bahsediyorum.Mesela göz kırpmak gibi.Yok bu örnek olmadı göz kırpmak zaten refleks.Suyu bardağa koyup içmek gibi veya kalkıp wc ye gidip işemek gibi.Örneklerim süper bu arada. Neyse işte bazen bu tür şeyleri farkında olmadan yapabiliriz.Mesela az önce başıma geldi bloga yazı yazdım alışkanlık olmuş artık yazıyı yayınlamışım bir baktım yayında hiç farkında değilim nasil yayinladim nezaman yaptim diye.İşte bunun gibi şeyler.Konuşmayada yansır böyle refleks haline gelmiş kelimeler vardır. Herkes farklı kelime kullanır mesela bazıları konuşurkan ''abi''  kullanır ''kanka'' kulananlar vardır.Düşünsene sevgilinle konuşurken bir şey anlatıyorsun ''ya abi ondan sonrada şöyle oldu aşkım'' hahah komik oluyor.Bunun gibi farkında olmadan yaptığımız ve söylediğimiz şeyler vardır.Ben farkında olmadan yaptığım çok şey oluyor.Bu yazıda onun gibi bir şey işte neden yazdım yazmak refleks gibi olmuş...

Ortalık Karıştırmak

Aslında başkası tarafından yapılınca sevmediğim bir davranıştır.Ama 2 arkadaş bir araya gelip bir kaç kişinin arasını kızıştırıp olanları izlemekte güzel olur.Güzel olur diyorum yapıyoruz biz bazen böyle şeyler sonra çıkan şamatayı izlemekten zevk alıyoruz.Herkes birbirine laf atarken sinirli sinirli kavga ederken onları izlemek ve bu olayı kendimizin yarattığını bilmek çok güsel anlar yaşatıo insana.Bazen ortalık karıştırılmak istenen kişiler uyanık çıkıyorlar bir süre sonra anlıyorlar bizim birşey yaptığımızı kavgaya bizde karışmak zorunda kalıyoruz.Bize yapmaya çalışanlarda oluyor bunu tecrübeliyiz biz ama gelmeyiz böyle oyunlara...

29 Mayıs 2008 Perşembe

Yaşam Farkı

Her insan farklı yaşar.Belki benzerlikler içerebilir yaşantılar.Bulunan ortamdan ve ya hayat koşullarından dolayı bazıları çok daha fazla yaşar başkalarına göre.Aynı yaşta olan iki kişi anlatsa yaşantısında neler yaptığını benzerliklerde çıkar çok farklı şeylerde.Biri daha olgundur belki diğeri daha büyümemiştir bazı şeyleri görmemiştir.
Hani derler ya çok gezenmi yoksa çok okuyanmı bilir.Tabiki çok gezen bilir çok gezen çokda yaşamıştır.Yaşadağı binbir farklı şey vardır.Ama okuyan kalıplar içinde sıkışıp kalmışdır.En kalıp dışı kitap bile bir kalıba uyularak yazılmıştır.

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Adres Değişikliği

Blogumun adresini değiştirdim.Diğer adres uzundu hemde blogu açtığımdaki duruma uygundu ama durum değişti.Neyse değiştirdim işte artık burdayız bunuda değiştirceğimi sanmıorum.
ABF nedir?
ABF nin bir anlamı var tabi.Öyle gelişi güzel harfler değil bunlar.Ama bunu açıklammamın bir anlamı yok kimse anlamaz.benimle ilgili bir şey olayın derinine inmek gerekir gerekirse ben uzun uzun anlatırım olayı ;)

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Ciddiyetsizlik

Ciddi olamıyorum.Hep bit ciddiyetsizlik herşeyi espriye vurma durumu var üstümde. En ciddi konularda bile saniyelik ciddeyetten sonra hemen bozuluyor durum.Ben böyle değildim eskiden yaa.Şimdi ne olduysa ciddi davranamıyorum.Kendimi ciddi sandığım zamanlar oluyor ama sadece ben öle sanıyorum olmuyormuşum.Ama bu benim için bir sorun yaratmıyor şuan aslında yerine göre çok güzel ciddi olurumda eğlenmek geyik yapmak varken ciddilik neye yarayacak.Hem ciddilik can sıkar boşu boşuna sıkılırsın.Bir şey olur ciddiye alırsın kafana takarsın.En güzeli ciddiyetsizlik güzel bir durum hiç bir şeyi takma geyik yap gitsin.kafanda rahat olur öyle.

20 Mayıs 2008 Salı

Düşünerek...

Klavye ve mouselara veda başlıklı haberi okuduktan sonra aklıma geldi.O haber ne yaa diyen varsa tam dokunmatik pcler çıkıcakmış klavye mouse olmayacakmış diye geçeyim kısa bir bilgi.Neyse birde şu olay varmış düşünerek pc yi yönetmek.Vay be dedim şimdi ben düşüncem bir siteyi pc gircek.İlk bakışta ne güzel rahat gibi geliyor ama çok ZOR bir şey o ya.Mesela ben düşüncelerime hakim olmamki bu yazıyı yazarken bile kafamda bir sürü başka düşünce var.Bir insan sadece tek bir şeyi düşünemezki çok zor bi olay.Birkere insanın aklı olmayacak durumlarda başka şeylere gider o kötü olur.Aklına geleni yapan bir pc çöker be fazla dayanmaz benim aklımdan okadar çok şey geçiyorki bir şeyi düşünürken başka bir şeyde oluyor aklımda tek bir düşünce olamaz.Dediğim gibi işte düşüncelerime hakim olamam ben olabilende yoktur bence.Yani vardır da kimbilir kaç kişi.Bence o düşünceli pc işi yaş yapmasınlar onu...

9 Nisan 2008 Çarşamba

Masal Hattı (Dehşet Hattı)

Geceleri uyumaları için küçük çocuklara masal anlatılır.Bazen sallama kafadan atma masallar anlatılır çocukda saftır yer bu masalı bazen de yazılmış yayınlanmış kitaplardan okunur bu masallar.İşte bende burada devreye girmek istiyorum.Çocuklara dehşet verici vahşetli korkunç hikayeler anlatmak istiyorum.Geceleri korkup uyuyamayışlarını izlemek istiorum.Sonra gecenin bi yarısı odalarına girip korktukları şeylerin maskesini takarak ya da taklidini yaparak onları korkularıyla yüzleştirmek istiyorum.Ondan sonra bu yöntemle korkusuz ve psikopat çocuklar yetiştirmek istiyorum.Bunların arasında manyak ve psikopatça dönen sohbetleri derleyip bir kitap yazmak istiorum.isminide
Masal Hattı
paratez içinde
Dehşet Hattı koymak istiorum.

Geyik Candır

Süper reklam olmuş bu yaa :D.Birde ilk başladığında bu olay ''geyikler geliyor'' geyiği vardı bir sürü koşturuyorlar orda da kopmuştum. Zaten şu geyik candır olayı geldi.Harbi doğru ve güzel bir laf geyiksiz hayatmı geçer yaaa.Geyik candır katılıyorum herkese aşırı tavsiye ediyorum bulun geyikçi arkadaş yapın.Ortaya çok ilginç konuşmalar çıkıyor.Zevkide orda zaten.Ne geyiği yaa işim gücüm var benim diyorsan zaten yokk sen istesende yapamazsın.Böyle tiplerde var hep ciddi ortaya bir olay atıyorsun geyiğine hemen ciddiye alıp yorum yapanlar çıkıyor onlar hayatın zevkini çıkaramayanlar.En güzeli dalga geçeceksin geyik yapacaksın en ciddi konuya bile geyikle yaklaşıyorum.
GEYİK CANDIR

Gitar ve Çeşiteleri

Gitar sevdiğimiz bir çalgı aleti.Çeşitleri ile melodi zenginliği içeren genellikle bir hevesle alınıp bir köşeye atılan evrensel bir etkileşim.Klasik gitar güzel yani bende var gerçi çalmayı bilmezken boş boş ilginç sesler çıkarmaktan can sıkıyor ama öğrenince güzel.Neyse Konumuz ELEKTRO GİTAR.
Çalması zor materyali çok anfisi kablosu falan filan.Gerçekten çalmayı bilenler güzel çalıyor ama ilk başlarda zor özellikle direk elektro başlanırsa yorar insanı gerçekten istersen çalarsın yoksa eğlencesine biraz zor olur bayağı çalışıp örenmek gerekiyor.Öğrendikten sonra zevkli ama sağlam anfiye bağlayacaksın birde tam kopmalık diyorum kendin çalıyorsun ya daha sağlam koparsın ben çalıyorum diye gaza gelerek.Benim kardeşim Fatih’te aldı bir tane.Bastırdı parayı aldı helal olsun. Ama birde çalabilse.Güveniorum oda olacak kardeşim.Çalacaksın o gitarı boşunamı aldın kurs falan ne gerekiyorsa ayarla bizide kopar kendini kopar en yakın zamanda.Ayrıca sen iddialısın biliyorum çaldınmı yıkarsın ortalığı.En kısa zamanda koparan bestelerini beklioruz kardeşim;)

Popüler Kız

Sevmiorum ben öyle kızları.Ama nasıl kızları?Popüler kızlardan bahsetmiyorum şuan popüler olmaya çalışan kızdan bahsediyorum ben işte öylelerini sevmiyorum.Hani olur ya böyle ortamlar gruplar falan işte popüler insanlar vardır kız veya erkektir.Ama sonra bu gruba başka birisi girer sonra popüler olmaya çalışır bu çalaşım içinde olanlarda genellikle popüler olmaya çalışan kızlar olur.Eğer bir erkek ortama girse hiç uğraşmaz çünkü kendine göre herkesten farklıdır ayrıdır kendini başkasının popülerliğiyle kıyaslamaz.Ama bazı kızlarda kompleks var herkes beni konuşmalı popüler olmalıyım ilginç olmayalım çabasındalar. Ama bilmiyorlarki böylelikle kendi adlarını milletin diline düşürüyorlar.Popüler olmak konuşulmak için ortamın popüler erkeklerine asılırlar onların peşinden koşarlar geneldede yüzlerine bakılmaz sürekli kendilerini rezil ederler.Acayip şekilde konuşurlar boş boş şeylere gülerler ortama girdiklerinde bağırarak konuşurlar falan sırf dikkat çeksinlerde ne olursa olsun.Zaten olayda burada kopuyor popüler değilde genelde başka şeyler olarak görünüyorlar milletin gözüne.Zaten bu işler böyle olmaz dikkat çekerek falan bir yere varılmaz.Bence herkes kendi gibi davransın başkası gibi veya olmadığı gibi biri değil.

Aslında Vazgeçmiştim

Bunu anlatmak istiyorum.Buraya yazı yazmaktan vazgeçmiştim.Kendi kendime ne yazıyorum yaa demiştim.Sonra bana bir şey oldu.Mutlu oldum, vazgeçtiğimde mutlu değildim her şeyden sıkıntı gelmişti hiç bir şey yapmak istemiyordum nerdeyse blogu da kapatıyordum.İşte bir mutluluk geldi bana tekrar yazasım geldi.Başladım işte yazmaya dedim ki yine kendi kendime yaa açtık madem neden vazgeçiyoruz.Yaz yazabildiğin kadar önemli olan kaç kişinin okuduğu değil kimse okumasada sorun yok.Önemli olan eğlence benim için okuyanlarda belki eğlendirmek belki zaman geçirmek için bir aktivite dediğim gibi yok artık öyle ne olursa olsun yazarım ben buraya .

8 Nisan 2008 Salı

Uzun Zamandır

Aslında okadar da uzun olmadı yazı yazmayalı ama bu gece birden içime yazı yazma isteği geldi baktım okadar şey olmuş iyi güzel komik öğüt verici veya boş şeyler yazıcam yakında az kaldı.Yaa yazıyorsunda bize ne diyenler çıkabilir onu diyenler bu yazıyı okuyorlarsa ne okuyorsunn sana ne demek istiyorum şimdiden.Az kaldı az zaten bende sıkıldım yazmaya yazmaya yaz bee artık diyenlerede teşekür ediyorum yazacağım bee diyorum onlarada herkese diyecek bir şeyim var bu arada kendisine bir şey dememi isteyen varsa ulaşsın bana yazayım maksat burda böyle güzel ortam güzel yazılar olsun ;)

Çok Yakında

19 Şubat 2008 Salı

Msn' de Yasak Kelime

Msn de yasak kelimeler var.O kelimeleri yazıp yolladığınızda karşı tarafa gitmiyor sizde gitti gözküyor ama karşı taraf almıyor veya o kelimenin geçtiği bir cümle kurulursa cümle tamemen gitmiyor.Ama nedense herkes de bu olmuyor nasıl bir yasaklamaysa.Bazı kullanıcılar o kelimeleri kullanabiliyorlar herhalde onlarda gözden kaçanlar.Microsoft' açıklamada yaptı bunlarla ilgili o açıklamadan özet bir geçiş:
"Rahip" veya "summer2008" gibi yaygın bir şekilde kullanılan sözcükler güvenlik riski taşıdıkları zaman iletişimde güçlükler doğabilmektedir. Bununla birlikte, Windows Live Messenger kullanıcılarını korumanın en iyi yolunun bu sözcükleri engellemek olduğuna inanmaktayız.
Açıklama daha uzunda buraya gerekmez kısacası olay bu yani.Rahip yazınca gitmiyor.Aman ne büyük kayıp gitse ne olacak gitmese ne olacak kaç Türk msnde rahip geyiği yaparki.Kimsenin umrunda değil yasaklanmış kelime ama ''yasak'' olayı girince iş kopuyor orda.Beni kimse yasaklayamaz istediğimi yazarım diye baş kaldırışlara karşı Microsoft açıklmasında bunada yer verdi :
Bu kapsamda, Türkiye'deki uygulamada bahsi geçen sözcükleri tekrar değerlendireceğiz ve kullanıcılarımızın güvenlikleri için uygun olduğuna karar verdiğimiz takdirde bunları yeniden Windows Live Messenger'da kullanılabilir hale getireceğiz.
Ama böle yasakla yasakla bir yere varamazlar.Güvenlik riski nedeniyle okadar kelime kullanılırki bütün herşeyi yasaklayacaklarmı yani ozaman biz ne konuşacağız.Bunun altında güvenlik olayı değil bence başka bir şey var...

Çamur Topu

Akşamdan yağmaya başlayan kar, ortalığın yavaş yavaş beyaza bürünmesi ve ay ışığının kara yansımasıyla gecenin aydınlanmasını izlemek insana huzur veriyordu.Ama sabah oldu o huzurlu güzel tablo gitmiş yerini pislik çamur çile işkence almış.Yollar buz tutmuş trafik felç, öğle saatlerine doğru güneşin açmasıyla karlar eridi ara sokaklar çamur pislik.Birde o çamuru kar zannedip sokaklarda çamurun içinde karda kayıyorum diye poşete oturup çamurda debelenen çocuklar.Kar topu oynadıklarını sanan oysaki elindekilerin erimeye başlamış soğuk pislik yığını olduklarını farkedemeyen çocuklar tutup o çamurdan adam yapmaya çalışıp birde onun adını kardan adam koyan çocuklar.Tatil olması birde havada kar görünse telaş feryat figan ne olcak birazcık kar yağmış okuyan adam bulur bir yolunu gider okuluna.Bakın doğuya ozaman orda okullar kış boyu tatil olsun.Büyük şehirde yaşayan kibar öğrencilerin biyerleri üşümesin yazık!!!.Olayın birde acı tarafı var, sokakda yaşayan insanlar.donarak ölüm haberleri daha karın ilk gününden gelmeye başladı.Herşeyde olduğu gibi bizim ülkemizde kar da mafoldu kaynadı gitti.Kar yağınca düşünülecek okadar şey çıkıyorki onun güzelliğini anlamak tadını çıkarmakda çok geç kalıyoruz.Ama çamurda olsa faydalanan tadını çıkaran var çocuklar.Bu tatil kar tatili de değil çamur tatili ben kar göremiyorum.
Kar güzel herşeye rağmen keşke yerdede ilk yağıdığı gibi temiz güzel eğlenceli kalsa ve bir gece yok olup gitse çamurlaşmadan.

10 Şubat 2008 Pazar

Mp3 Film vb.

İnternetten mp3 veya film gibi telif hakkı olan şeyleri indirmek artık tamamen suç oldu.Bazı ülkelerde telekom şirketleri indiren insanları tespit etmiş evlerine baskın yapmış hatta tutuklamışlar.Şimdi düşünüyoum Türkiye' de böyle bir şeyin olduğunu offf hadi bakalım bütün Türkiye hapise.Ya varmıdır şu ülkede internetten mp3 indirmeyen.Zaten bilgisayarı hiç bilmeyen insan bile 2 şey biliyor msn ve mp3 indirmek.Hem ne olmuş yani internetten indirdiysek hiç paylaşımcı ruhu yok insanlarda.Eğer bu yasa kesinleşirde milleti bilişim suçundan toplarlarsa ne olur bilmiyorum.Sokaklarda yaşlı amcalar teyzeler veya bilgisayar kullanmayan insanlar kalır sadece.Hee birde nereye sığdıracan okadar suçluyu okulları yıkıp hapishane yaparlar artık.Hapishanelerde de çok dehşet muhabbet olur ama düşünün bir koğuş full bilgisayarcılarla dolu süper bir paylaşım ortamı dehşet bir muahbbet döner :D.Koğuşa yeni bir adam geliyor kardeş sen neden burdasın lime. dan :D

1 Şubat 2008 Cuma

Kulaklık

Geceleri sabaha kadar oturuyorum.Kulaklıklarım var mecburen onları takıyorum.Gece ses açamadığımdan kulaklıklarla idare ediyorum.Ama o kulaklıklar bi süreden sonra kulak işkencesine dönüşüyor.Belli bir süreden sonra kulaklarım açımaya başlıyor.Kulaklığın baskısından dicem bir baskı yaptığı yok ama herhalde uzun süre kulakların üstünde durduğu için oluyor.Kulak ağrısı da çok acayip oluyor çok farklı bir his bir yandan yanıo bir yandan ağrıo karmakarışık duygular yaratıyor insanda.Takmasam kulaklığı olmuyor ya arkadaşla konuşuyoruz ya da müzik dinliyorum.Müzik dinlemeden duramadığım için takmak zorundayım.Yeni kulaklık almayı düşündüm ama hep bölye işkence çektiriyorlar.Başka çarem yok acıyı ve zevki aynı anda yaşatıyor bu kulaklıklar.

18 Ocak 2008 Cuma

Dışarıda

Msn plus' daki ''Dışarıda'' iletisi yazdım:
Şu an ben her yerde olabilirim.Düşünmek zor nerede olabileceğim hakkında benimde bir bilgim yok.Ev sınırları içinde herhangi bir odada olabilirim.Bana ulaşmak isterseniz telefonumu çaldırın çünkü yanımdan ayırmadığım şeylerden biridir.Evde de olsam cebimde oda benimle gezer.Onun için çaldırın beni ben gelirim pc başına.Aslında Pc yide yanımda dolaştırmak isterdim ama masaüstü olduğu için bu biraz hatta bayaa bir zor olur.Merak etmeyin çaldırdıktan sonra fazla geçmeden msn den cevap alacaksınız.Sakın teleşa kapılmayın cevap gelmesse diye.Nekadar dışarıda olsamda Pc ye yakın bir dışarı bu.Şimdi dersenizki madem pc başında değilsin kapat msni git gelince açarsın.Olmaz benim için msnde olan insanlar var belki benim çıktığımı görünce onlarda kapatır böylece görüşemeyiz.Şimdide madem göreşceğin kişiler var bırakıp gitme pc yi.Bu hiç olmaz saatlerdir pc başında oturuyorum biraz molaya ihtiyacım var.Neyse sonuçta buralardayım ben, bir çaldırmanız yeterli.Hee Unutmadan telefon numaram olmayan arkadaşlar varsa yapabilceğimiz bir şey yok ben gelene kadar bekleyeceksiniz...

msn de mesaj yazıp da karşısında bunu görenler ufak çaplı bir şok geçiriyorlar genelde ''ohaa, yuhh, buneee'' gibi tepkiler geliyor :)...

4 Ocak 2008 Cuma

Değişiklik Yok

Yeni yıl, yeni yıl diye herkesi bir mutluluk bir sevinç aldı gitti.Çoğu insan bu sene değişik olacak bu sene şöyle olcak böyle olcak şeklinde atıp tutmalarda bulunuyorlardı.Bu atıp tutmalar hayatla ilgili tabiki.Tamam çok güzel girdik yeni yıla ama bir değişiklik yok herşey olduğu gibi devam ediyor.Hayatımızda zaman kavramındaki bir sayı değişti başka bir değişiklik yok ki bazen bu sayının bile değiştiğini unutanlar var.Şimdi soran sorar neyin değişmesini bekliyordun diye aslında beklemiyordum hiç bir şeyin değişmesini ama insanlar okadar gaz halindelerdi ki bende etkilendim bir şeyin değişceğini sanıyordum.Oysa değişen bir sayıdan başka bir şey değil...