7 Aralık 2009 Pazartesi

G


Soruya Soru

Birine bir soru sorduğunuzda o kişinin buna soruyla cevap vermesi nasıldır.Mantıksızmı , güvensizlikmi , anlaşılmazlıkmı .Kişiden kişiye göre değişebilir.Ve kişinin soru karşısında sorduğu soruya görede değişebilir.
Birşey sorduğunda birisine ( bu yakın veya samimi biri olabilir.) NEDEN diye cevap veriyorsa ben bunu güvensizlik olarak algılarım.Ben soruyu sordum sen cevabını ver ben nedenini sana anlatayım.Çünkü önce ben soruyorum sen bana güvenmiyormusun direk savunmaya geçer gibi neden diye bana tekrar soruyorsun.Böyle durumlarda bir daha soru sarasım kaçıyor veya böyle davrananlara gerizekalı muamalesi yaparak önce neden soru soracağımı söyleyip sonra soruyorum ve onlara gerizekalı muamelisi yaptığımı anlamadıkları gibi hala neden veya niye diye soran bazıları var.
Mantıksız olayına gelince.Eğer soru sorduysan bu cevap istiyorsun anlamına gelir.Sorunun nedeni cevap almak içindir.Eğer soruya soruyla cevap veriyorsan bu bir mantıksızlıkdır.Siz hiç bir yarışma programında gördünüzmü sorulan soruya neden diyeni.Çünkü mantıksız olur orda cevap vermek gerekir.Ama gerçek hayat böyle mantıksızlarla dolu.
Anlaşılmazlık olayı biraz daha hafif hakaretsiz bir salaklık kavramı olabilir.Yani demek istediğim bir soru sordunuz ve karşılığında NE diye bir cevap aldınız.Demekki sorduğunuz kişi sizi dinlemiyor kafası başka yerde.Veya tam muhabbet esnasında sorduğunuzda NE derse algılıyamamış bir salaklık söz konusu.
Ve insanların herzman yaptığı şey soruya soruyla cevap verme genelde bence karşıdakinin sorana güvensizliği veya cevap vermek istememesiyle alakalı.Cevap vermek istemeyende bunu normal bir şekilde söyleyebilir cevap vermek istemiyorum şeklinde.Kıvırmak , konuyu değiştirmek , güvenmemek nedenleri soruya soruyla karşılık verir...

Kar Spreyi

Masamın üstünde bir tane kar spreyi var bir tanede konfeti spreyi.Ama benim yoğumluğumu toplayan kar spreyi.Migrosda çok gereksiz bir şey için çok gereksiz biçimde gayet özensiz bir giyimle dolaşıyordum.Girer girmez gözüme ışıltılı yılbaşı ağacının olduğu reyon çarpmıştı zaten.Ama ben oraya girmedim.Gittim başka yerleri dolaştım çünkü bir şey arıyordum ve aradığım şey orada olamazdı.Aradağım şeyi buldum tam reyondan geçerken yine ışıltılı çam ağacı dikkatimi çekti.Ona fazla yaklaşmadan yanından geçtim.Reyonda duran kar spreyini gördüm.Sağ elim kendiliğinden ona doğru yöneldi.Kafamın içinden bir ses nereye sıkacaksın bunu dedi.Ama elim hala spreye doğru gidiyordu.Birden kutuyu elime aldığımı farkettim çok soğuktu sanki içine gerçekten kar doldurmuşlar.Hala bunu ne yapacağımı düşünerek kasaya ilerledim.Migrostan çıkdım ve kar spreyi almıştım.Neden aldımki bunu kullanabileceğim bir yer yok.Sadece almam gerektiğini hissettim.ilginç tarafıda her hissettiğimi yapmamamdı.Bunu neden yaptım hala bilmiyorum.Acaba bir nedeni çıkarmı onuda bilmiyorum.Şimdi ise yavaş yavaş süzülüyoruz kar spreyinden çıkan yapay karların üstünde zihnimizde yarattığımız ahşap kızaklarla...

Bir Yazı Yazacağım

Bu gece bir yazı yazacağım ! dedim bu akşam kendime.Yazının içeriğinde ne olacağını düşünmedim bunları kendime söylerken.Sadece oturup yazacağım işte.Bir şeyden bahsetmeyecek bu yazı.Ama birşeyden bahsetmeyen yazı olmaz.Bir yazıda illaki birşey vardır ve ya birkaç şey.Sonuçta hiçbirşey yoksa yazıda yazılmaz.Baktım görüyorum benim bu gece yazı yazacağım demem şuan yaznının konusu olmuş.Bir şeyi yazmayı konu edinmek yazılacak başka şeylerin habercisi de olabilir, sadece yazmak istemenin işaretcisi de.Benim için şuan bir haberci görevinde değil bu yazıdaki konu.Sadece ben bu gece bir şey yazacaktım ve yazacağım şeyin konusu benim bir şey yazmak istediğim ,olacağından haberim yoktu.Girdim ve böyle devam etti.Ben bu gece bir şey yazdım diyebilmek istedim belkide.Bu yazıdan sonra işte ben bir şey yazdım.Aslına bakarsanızda hiç saçma olmadı.İnce ayrıntısı veya labirentleri yok.Sadece okuduğunda anlayacaksın ben birşey yazmak istedim ve onu şuanda okudun...

28 Kasım 2009 Cumartesi

Lanet Bayram

Ne kadar pislik bir bayram bu ben hala çözebilmiş değilim.Kurban etme bayramı psikopatlara bak yaa.Birde kedi kesen satanistlere psikopat manyak gibi yakıştırma yaparlar.Doğru tamam kedi kesilmez ama sizin yaptığınız hayvanlık ne oluyor.Sokaklarda caddelerde her bulduğunuz çimlik alandan hayvanları katletmekten başka bir şey değil.Ne kadar ÖKÜZ bir milletimiz var bunu bayramlarda daha iyi anlıyorum.Özellikle kurban bayramı daha iyi gösteriyor bunu bana.Kana Susamış caniler gibi her bir köşede hayvanların kafasını kesiyorlar.Neymiş kurbanmış sevapmış.Oldu! ben görürsem söylerim.Nasıl sinir oluyorum zaten anlatamam.Bu sene çöplükte sanayide hatta eski demir atıklarının toplandığı yerlerde bile kesmişler.Bumu lan sevap ? bumudur sizin yaptığınız iş.Gidin kasaptan alın dağıtın ortalığın içine sıçmanın ne alemi var.Hele o boğazın hali neydi öyle içim acıdı valla.Hayvan oğlu hayvanlar İstanbul boğazını bile kan gölüne çevirmişler.Seneye bu hayvanları kurban olarak kesmek istiorum ihtyaç sahiplerinede bizzat dağıtırım kimse merak etmesin.Saçmalıktan öteye geçemeyecek bir bayram daha...

15 Kasım 2009 Pazar

Uçurtman Olsam -Başlangıc

Uçurtman olsam beni gelip geçici rüzgarlara ipimden bırakırmısın gök yüzündeki yalnızlığa ?yoksa sonsuza kadar bırakırmısın senin rüzgarlarınla başbaşa...

Aslında herşey bu cümlelerle başladı.Belki saçma bir söz gelebilir veya anlamsız.Ama kendi yazdığım ve birden gelen absürt sayılabilecek bir şeye saçma demekte istemiyorum.Bu sadece görünen yüzü.Bunu söylediğimde neler anlamak gerektiğinide söylediğim kişi anlamalı.Bunun kendi içinde bir anlamı var net olarak söylemek istediği birşey var.Ama birde herkesin kendine göre algıladığı çevirdiği farklı birşeyler var.Konuda bu zaten.

Olay ilk bakışda aşk, sevgi ve sadakat içeriyo.Bunu yazdığımda bir sevgi ve duygusallık ortamı vardı.Bir kişinin uçartması olmakla tamamen onun olmayı artık kendinin hiç bişey yapmayacağını tamamen onun olduğunu söylemekti bu benim için.Artık tamamen senin ellerinde hayatım ya sen beni istediğinde yanında tutarsın yada istemessen bırakırsın giderim.Giderken benim yaptığım bir şey olmayacak.Sadece sen beni rüzgara bırakacaksın ve ben dış etkenlerin etkisiyle uzaklaşacağım.Kendim kalkıp bir yere gitmeyeceğim bunuda istemiyorum.Herşeyi bıraktım sana senin elinde.Sende bırakırsan beni rüzgarlar alıp götürür.Bense bilmediğim yerde bir sürü insanın içinde bir oraya bir buraya savrulurken düşüncemde sen varsın ama bir kere bırakmışsın ve ben artık o rüzgarlarda yalnızım.Ama bir uçartmayım ve ipi senin elinde.İstediğinde geri çekebilirsin ben karşı koymam.Çünkü en başta dediğim gibi bıraktım kendimi sen ne yaparsan bende öyle oluyorum.tutup geri çektiğinde geri gelmekten başka çarem yok çünkü hala gelmek istiyorum.Fiziksel olarak bir gayrette değilim ama düşüncelerimi içimdekileri durdurabilcek kadar bitmişde değilim.Sen geri çektiğinde beni ben geri geleceğim ve yine seninle olacağım sen beni istediğin kadar savursanda yalnızlağa bıraktığın kadar acıtamassın canımı.Senin yanındayken bile canımı yakmaya çalıssan yapamassın bunu çünkü koşullandım sen benim canımı yakamassın yalnız bıraktığın kadar.Peki beni o rüzgarlara bıraktığında sen ne yaptın?.Bir elinle uçurtmanın ipini tutarken diğer elinde kimler vardı ? yoksa bensizliğin özlemiyle döktüğün gözyaşlarınımı sildin diğer elinle ? beni geri çekmeden 1 dakika önce.Benim isteğim önemsiz ya seninle olucam ya da senin bıraktığın kadar uzakta ! benim istediğim bana göre bukadar önemsizken senin isteklerin göre oluyorum herzman.Peki sormicakmısın sen gitmekmi istersin kalmakmı yoksa senin içindemi önemsiz benim düşüncem? Oysa hiç düşünmedim herzaman senin düşüncen öndeyken.Sen istesen yeter sen sorsan bile önem kazanırdı benim gözümde düşüncem...

9 Kasım 2009 Pazartesi

HDD Aynası

Her teknik serviste önü alınamaz bozuk parça birikiminin sonunda bozuk parçalardan yeni şeyler üretmeye çalışmak ya da onları tamir etmek için uğraşıp bir sonuca varamamak vardır.İşte bunlardan biride bilgisiyayar teknik servislerindeki bozuk harddisklerdir.Teknik servislerin elemanları teknik serviste boş boş dolanmaktan ve sıkıntıdan ne yapıcağını şaşırmasından dolayı ortaya çıkmış bir şeydir.Harddiskin kapağı sökülür ve motora bağlı olan diskler arka kutusuyla duvara asılır.Sonuç olarak harddiskin içinde olan o parıl parıl disk artık ayna olmaya başlamıştır.Bütün teknik servis onu sürekli kullanır saçını düzeltir dişini karıştırır.Veya harddiski bol olanlar 6-8 tane hdd diskini yanyana getirerek aradaki boşlukları kapatacak şekilde yapıştırıldığında büyük bir ayna bile elde edilebilir.Harddiskten ayna yapmak muhteşem bişeydir evde uygulayın odanın havası değişir...

20 Ekim 2009 Salı

Twitter

Artık orayada dahil olduk hadi bakalım ne olur onu zaman gösterecek.İlk girdiğimde şöyle bir dolandım birkaç kişiye baktım.Şuanki blog sitelerinden farklı bir yapısı var.Anlık bloglama tarzı bir site yapacağın şeyi veya yapmakta oludğun şeyi kısaca yazıyorsun bukadar.Mesela sokakta yürüyorsun sana ilginç gelen birşey oldu hemen telefonunu çıkarıp mesaj olarak twitterına atabiliyorsun.Bir resim çektin diyelim telefonundan direk yükleyebiliyorsun paylaşabiliyorsun.Yapıcağım bir şeyi bunu yapıcağım diye yazabiliyorsun takipçilerin bunları görüyor sende istediğin kişileri takip edip neler yazdıklarını görüyorsun farklı bir ortam farklı bir bloglama sistemi gelecekler var beklerim takibe...
TWİTTER Sende GEL (=TIK=)

Telefonum

Telefonum bana sınırsız özgürlük sunuyor.Onunla yatıp onunla kalkıyorum.Özellikle Wifi sayesinde bu özgürlük.Çünkü artık internetsiz bir özgürlük düşünülemez.İnternet ne kadar kısıtlansada özgürleştirme yolları var.Herneyse facebook desek çok rahat girebiliyorum telefondan hatta facebook için özel programlar bile var telefona yüklenen sadece facebook değil aynı şekilde twitter da böyle.Twitter ın programları daha gelişmiş ve nerede olursam mesaj özgürlüğüm var.Msn artık her telefonda var ama benim telefonumda bir zevk msnde yazışmak mesaj yazar gibi zorlamıyor beni.Sürekli internete bağlı nerdeyse arada bir kapatıyorum telefonun internetini.Şarj olayıda müthiş sürüklüyor öyle 2 bağlantıda batarya zayıf diye ağlamaya başlamıyor.7/24 telefonum açık oluyor çok olumsuz durum olursa anca öyle kapatırım.Yada birgün herkesden kaçarsam anca hattı kapatırım telefon hatsız modunda devam eder...

Parmak Boyası

Parmak boyası çok acayip birşey.Böyle küçük plastik kutularda yarı cıvık acayip bir boya.Çeşit çeşit renkleri var.Çocuklar için elleriyle resim yapsınlar diye.Ama elleriyle yaptıkları resim iğrençlikten başka birşey olmuyor.Biraz bakındım sağa sola evde ne çocuklar gördüm parmak boyasıyla kendini baştan aşağı boyayan.Nasılsa parmak boyası cilde zararı yok.Islakda kuruyuncada çok rahat çıkıyor peçeteyle bile silmek yetiyor.Şuan bende de var parmak boyası ve ellerimle resim yapmayacağım kesin...acaba ne yapıcam.

Banka Sırası

Ziraat bankasına gittim ufak bir işim vardı.Yapmam gereken şeyde sadece ziraatten kabul görüyordu ne yazıki.Yolda ağır ağır ilerlerken düşünüyorum giderim işimi hemen hallederim ordan döner diğer koşturmacalara devam ederim diye.Sonra bir ströer in önünden geçerden birden bişey oldu duraksadım.Oysa ströerle hiç ilgisi yoktu sadece önünden geçerden oldu.Aklıma birden emekli maaşları geldi.İsyan etmek üzere bankaya doğru yola devam ettim.Gördüğüm manzara karşısında içimdeki patlamak için hazırlanan isyanı patlattım.HAYIIIRRR.20 metre sıra var bankanın önünde.Benim yapıcağım iş 5 dk ama bankanın kapısında tam 48 kişi var ve içeri girilemez durumda bankanın içide öyle insanlar üst üste.Benim sırayla bir işim yoktu numara alıp herhangi bir boş gişeden işimi halledecektim ama içeriye bile giremedim.Zaten girmeyide denemedim.O kalabalıkda ben ölürdüm herhalde.Sonra Arkama bakmadan birkaç gün sonra gelirim diyerek ordan uzaklaştım.

Çürük Portakal

Antalya'da yapılan altın portakalı seyretmedim.Daha öncede izlememiştim.İnternette birkaç dakikalık görüntülerine denk gelmiştim vakti zamanında okadar.Pekde ilgimi çeken bir şey değildi.Ama bu seneki bombayı patlattı.Hangi gazateyi açarsam hangi köşeyi okursam altın portakalın rezaletinden bahsetmişler.Köşe yazarları hepsi örgütlenmiş gibi altın portakalın bu sene nasıl çürük portakal olduğunu yazmışlar.İzlemedim dedim bilmiyorum dedim ama köşe yazarları sağolsunlar izlemiş kadar oldum ve dedimki iyiki izlememişim zaman kaybı olurmuş onun yerine bunları okumak çok daha faydalı.Bir kişinin değil herkesin görüşünü okudum ve ortak görüşde toplanıyoruz bu sene altın portakal değil ÇÜRÜK PORTAKAL oldu.

4 Ekim 2009 Pazar

Ajanda

Her bir yeni yıla yaklaşırken hep bir ajandam olsun istiyorum.Böyle etrafımdakilere söylüyorum elinize ajanda geçerse yeni yıla girmeden verin diye.Nedense istediğim halde bir kere gidip kendime ajanda almadım.Ajandalarım oldu ama hep bir önceki seneye aittiler.İlginçtir hala kitaplığımda ajandalar var ve içleri boş çünkü hepsi bulunduğumuz senenin değil bir öncekinin olarak verildi.Bikerede şu ajandalar yeni yıla girmeden önce yeni olarak verilsin.Ama ya birisi bana ajanda veririse.Ne yazcam içine.Birde böyle güzel bir ajandaysa kıyamam bir şeyler yazmaya saklarım.Sonra oda heba olur.Ama Bu sene için bir ajanda istiyorum.Kararlıyım bu sefer kullanacağım...

29 Eylül 2009 Salı

Kaçış

Siyah kapşonlu ve kapşonu gözlerini kapatıcak şekilde kapalı...

Firar

Firar deyince böyle gözümün önüne hapisten kaçan insanlar gelirdi.Ama artık bu kelime gözümde çok değişti.Herşeyden firar edebilirsinde kendinden firar edebilirmisin.Ölsen bile hala kendindesindir ve kendin olarak ölmüşsündür.Firarın başarısızdır.

Gözünün önüne getir şimdi sende benim gibi.Bir adam düşün saklayanıyor.Birilerinden kaçıyor.Üstünde siyah kapşonlu montu kapşonu gözlerine kadar çekilmiş.Siyah bir eşortman biraz pis.Bağçıklı gri spor ayakkabı var ayaklarında.kapşonlusnun altından içine giydiği swit gözüküo mavi kenarlardan dışarı çıkmış.Yüzünde telaşlı bir ifade bir okulun önünden geçiyor.Duvarın arkasına saklanıp geldiği yöne bakıyor kimse geliyormu diye.Belki takip edilmekten korkuyor ya da görmek istediği bir şeyler var.Görmek istediğini gördü, görünmek istemediğine görünmedi işlemi başardı sonra ordan koşar adımlarla uzaklaştı.Koşarken çok açık ve meydandan gitti ve herkes ona baktı ne oluyor diye.Görünmek istemediği bile gördü onu tanıdı belkide.Kendini göstermek istemiyormuydu istiyormuydu aslında.sadece orda olduğunu belli etmek istemişti belkide.
Böyle birşey işte artık firar.Kafamda canlanan film sahnesi gibi...

Zaman

Zamanla alışırsın.Tabi geçerse zaman.Geçirebilirsen zamanı!

Otobüs

Uzun yolculuklarda karayollarının vazgeçilmez ulaşım aracı.Hava yollarıyla bile yarışabilcek güçtedir.İçersinde her yolculukta yolculuk ne tarafa olursa olsun çeşit çeşit model model insan vardır.Şans işidir nasıl birinin yanında bilet aldığın.Onu otobüse bindikten sonra görürsün.Ya dersin çok şansızım adama bak yada dersin oh bee sessiz uğraştırmıyor beni.Böyledir...
Önde oturan şoförle muhabbet kurar zaten.Nekadar şoförle konuşmak yasak densede onların dırdırını yolculuk boyu duyarsın.Mola olmasıda ayrı bir sinerjidir.Zaten otobüsle biryere gitmek bile büyük bi sinerji herkes aynı yere gidio düşüncesi, paranoyak insanlar için beni takip eden varmı acaba düşüncesine neden olur ve büyük sorunlar yaşatabilir.Molanın en güzeli geceye denk gelen moladır.Cam dibinde otoruyorsan ve yanındaki adam uyuyorsa kalkamassın bile.Kalkamayan çok gördüm ordan kalkamanın stresinden sivilce çıkaranları bile gördüm.Birde filmlerde klasikleşmiş molada unutulma olayı vardır saçmadır.Binerken herkes kontrol ediliyor.Eğer otobüs birden çok şehire gidicekse istediğin şehirde inip kaçabilirsin bile.uçakta bu şans yok en azından buda bir artı olarak görülebilir.Birde bagaj kokusundan nefret ederim.Çok iğrenç kokuyor bagaj hele bavulunuda koyduysan vay haline eve gelince bir süre balkonda tutmalısın.

9 Ağustos 2009 Pazar

Yıldız Kaydı

2 gündür görüyorum.Okadar hızlı oluyorki 2. gördüğümde de şaşırdım.Geceleri gökyüzüne bolca bakarım balkondan.Pek de bir şey görmem.Gözlerim hep ufo veya benzeri ilginç uçan şeyleri görmek ister ama pek rastlamam.Daha önce ışıklı cisimler gördüm.Hatta gelin beni alın diye içimden geçirdiğimi biliyorum.Herneyse, eve gelirken kafamı bir kaldırdım büyük yuvarlak ve parlak bir şey aniden geçti.Geçenlerde yine görmüştüm aynısından.İlk gördüğümde çok net gördüm yıldız kaydığını biliyorum.Buda onun aynısıydı ve yine gördüm.Ve bugünde deprem oldu ogünde olmuştu.İlginçtir raslantıdır diyeceğim ama değil.Başımızdan geçen onlarca deprem oldu ve her depremden sonra yıldızların kaydığını çoğu insan görmüştür.Çoğu insanı geçelim gökbilimciler zaten bunun olduğunu açıkladılar.Güzel, kayan bir yıldız görmek ama çok ani oluyor tadını bile çıkaramadım...

7 Temmuz 2009 Salı

Mum

Bir kişi varsa hayatında onun gidişi mumun sönüşüdür.Nekadar da karanlık olsa uzaktaki ışığı gözümüz görür ulaşılmaz değildir.Ve genelde uzakta hep bir ışık vardır,Eğer ona gitmek istersen.Ama ben etraftaki ışıkları söndürüp geldim mumun yanına! ...

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Martı

En fazla gördüğüm 2. kuş türü.1.güvercinler.Herneyse konuya gelelim.Martılar çok fazla uçuyorlar.Pek araştırmam yok kendileri ile ilgili olarak ama gördüğüm kadarıyla durum bunu gösteriyor.Özellikle geceleri sürekli uçuyorlar.Ya göremedikleri için konacak yer bulamıyorlar ya da birşeyden tedirgin oluyorlar.Sabaha karşı hava aydınlanınca bir süre yok oluyorlar sonra tekrar ortaya çıkıyorlar.Sürekli uçuyorlar.Hayvanlarda ne bünye var okadar saat havada kanat çırp yorulmuyorlar herhalde.Vapur da simiti ekmeği havada kapma sahneleri süper oluyor zaten.Birde çatılara atılan ekmekleri yemek için toplandıklarında güzel sahneler çıkıyor ortaya.Fotoğraflayanı çok var.Bakınca nekadar özgür nekadar muhteşem dediğimiz o hayvanlar.Acaba düşündüğümüz kadar özgürlermi bunuda bilemeyiz.

Orig

2 Sene oldu bu Fotoğrafı çekeli.Sabaha karşı pc başında doğaçlama takılıyordum öyle.

2 Temmuz 2009 Perşembe

Gibi

ilk bakıldığında gülümser gibi bir surat ifadesinin olduğu bu kedi.2. bakıldığında veya farklı bir bakış açısı getirildiğinde tutan kişi tarafından sıkılması nedeniyle ciyaklamak üzere olduğu için ağzını açmış böyle bir ifade almış gibi bişey olmuş.Sen hangisini görmek istersen.

19 Haziran 2009 Cuma

Deodorant !

Böyle bir şey var.Ama bazı insalar bilmiyorlar bunun olduğunu.Malum yaz geldi havalar sıcak.Herşey mükemmel sokaklar cıvıl cıvıl.İnsanın bol olduğu yerde yazın verdiği rehavet ve yoğun ter kokusu.Ter kokusu nerelerde olur?.Meydanlarda acayip görünüşlü insanların yanlarından geçerken midenizi kaldıran esinti olarak bulunur.Toplu taşıma araçlarında genelde Dünya 'dan bir haber olan insanlarda bolca bulunur.Kapalı mekanlarda bütün mekan 1 kişi yüzünden rezil olabilir.İşte sizlere sesleniyorum pislik insanlar!!!.Deodorant diye bir şey var ALIN.Heryerde satılıyor çeşit çeşit git beğen al dışarı çıkarken üstüne bolca sık.Ortalıkda kokarca gibi dolaşma.Minibüslerde bulunun temiz insanların burunlarını katletme.Meydanda yanından geçen senin esintin yüzünden bunalıma girenlerin psikolojisini bozma.Öküz değilsin insansın.Pastırma sucuk vb. tarzı yeme.İlla yiyeceksen sokağa çıkma yedikten sonra.Senin iğrenç kokuna kimse katlanmak zorunda değil.Lanet olası pislik insan.Deodorant kullan.param yok alamıyorum diyorsan.Bir tarafına fitil sokmuşlar gibi sokaklarda dolanma ! evinde otur! Madem paran yok ! toplu taşıma araçlarına binme ! Hiçbirini yapamıyorsan DUŞ denilen birşeyde var pislik insan! en azından DUŞ AL ! kokarcalık yabma.İNSAN OL İNSAN !!!

31 Mayıs 2009 Pazar

Yıkanmış Flash

Geçenlerde Flash Diskimi kaybettim.Çok aradım bir türlü bulamadım.En son ne yaptığımıda hatırlayamadım.Neyse aradan bir kaç gün geçti.Eşofmanımı bulamadım.Dolaplara baktım yok.En son gittim Çamaşır makinesine baktım Eşofman ordaydı.Aldım Alırken elime bir sertlik geldi.Cebine bir baktım flash disk.Eşofmanın cebinde kalmış bir güzel yıkanmış.Sonra bakıştık flash diskle bi süre içimden acaba çalışırmı bu bir daha diye geçirdim biraz nemliydi.Koydum sıcak ve kuru biyere.1 saat sonra baktım kurumuş.Aldım Taktım ve mutlu olsun çalışıyor çok güzel bir şekilde.Temizlenmiş mis gibi detarjanda kokuyo xD virüslerden falanda arınmış hehehe :D.

Bazı Minibüscüler

Bazı minibüscüler çok öküz oluyor.Ama ben öküz olanlardan bahsetmeyeceğim.Ben kibar ve müşteri memnuniyeti benimsemiş minibüscülerden bahsedeceğim.Başta ilginç geliyor.Kibar minibüscüdemi var diyenler olabilir.Evet var ama bazı hatlarda.Örnek vermek gerekirse Bakırköy-ataköy minibüs hattındaki minibüscülerin çoğu kibar ve müşteri memnuniyetini benimsemiş insanlar.Nasılmı? Şöyle.Duraktan minibüse biniyorum.Eğer adam içerdeyse koltuktan arkasını dönüp hoşgeldiniz diyor.İlk şaşkınlığı burda yaşıyorum.Parayı uzatıyorum.Para üstünü verirken , buyrun diyor.İkinci şoku burda koyuyor.Konuşkan biri varsa çok seviyeli şekilde muhabbet ediyor ve yayalara yol veriyor.Tam üçüncü kez bir sendroma sokuyor.Bide bunun üstüne inerken iyi akşamlar veya iyi günler diyor.Son bombayıda böylece koyuyor.Diyorum sizin gibi minibüscüler her hatta lazım.Ama ben sadece orda denk geliyorum.Örnek minibüscüler böyle olmalı işte.Şaşırıyorum her seferinde böyle saygılı minibüscüler görünce.Normalde herhangi biyerden minibüse binince.Minibüs tıklım tıklım, şoför şişko yoğun kıllı veya sakallı teyb de kısık boktan bi müzik , 50kuruş dan az para üstüne vermeyen her seferinde arkaya yanaşalım arkaya yanaşalım uyarısı yapan yoldaki arabalara küfür eden gereksiz ve öküz minibüscüler vardır.Kibar olanlar gerçek insanlar herhalde diğerleri mandıra ehliyetine sahip kişiler...

Rüya Etkisi

Sabah 5.30 civarları hafiften bir uyku çökmüş üstüme.Bilgisayarı kapatıp yatağa süzülüyorum.ışıklar zaten sönük.Harıl Harıl çalışan bilgisayar 15 saniye içinde kapanıyor.Odada derin bir sessizlik.Yatağa yayılıyorum önce biraz sabit kaldıktan sonra birkaç tur dönüyorum.Zaten gelmiş olan uyku iyice bastırıyor.Ondan sonrasını hatırlamıyorum.Saat 12.26 gece gördüğüm rüya aklıma geliyor.Birden belimde derin bir ağrı hissetmeye başlıyorum.Rüyamda sokakta koştum zıpladım atladım ters takla düz takla parande ordan oraya aksiyonlu sahneler yaşadım.Bunun üstüne birde belimde bir ağrıyla uyanınca bir acayip oldum.Belim tutulmuş ama bayağı ağrıyor.Sonra dedim rüyamda okadar şey yaptım ondanmı acaba.İlginç geldi...bir süre sonra ilaç içtim düşünmeyi bıraktım...

12 Mayıs 2009 Salı

Bilmiyorum

Her santimetre kareni aklımda tutmamı bekleme benden
unutabilirim belki gözlerinin rengini
en sevdiğin renk aklımda bile değil
burcumuzun özellikleri uyuşurmu acaba diye düşünmedim hiç
parfümünün markasını ayakkabılarının rengini umursamıyorum
En sevdiğin yemeği belki sormadım bile sana
okuduğun kitaplardaki aşk hikayeleri ilgilendirmiyor beni
Belkide okumuyorsundur kitap sormadım ki ben sana ayda yılda kaç kitap okursun diye
Bilmiorum evet...
Çünkü bana bunların hiçbiri senin elini tuttuğumda hissettiklerimi hissettirmiyor.
Çünkü gözlerine baktığımdaki gibi kalbim yerinden fırlayacak gibi olmuyor bunları düşününce.Yanındayken mutlu olduğum kadar beni mutlu etmiyorki senin en sevdiğin renk.
Seni seviyorum dediğinde boynuna atlamak istediğim gibi isteklere sokmuyor beni çantanın rengi
Öptüğünde beni bütün duygularım nasıl karışyorsa içimde. karıştırmıyorki içimi okuduğun kitaplar.
Ben Seni seviyorum Ben Seni Çok seviyorum.Sadece Sevgi bu En saf ve en mutlu haliyle.
Seni mutlu etme istediğimin önüne geçmiyorki ezberi zor hobilerin.
Seninle mutlu olabilmemi etkilemiyorki burcumun karşıtlığı veya yakınlığı.
Okuduğun aşk hikayesinin yazılmış senaryolar olduğunu bildiğin kadar o hikayeler
Ama ben seninle yazıorum hayat sayfasına aşkımın romanını
Burada Ne bir hikaye ne bir masal var Sadece Senin için atan bir kalp Seni Seven Ben var.Gerçekten çok seven Ben.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Pişmansızlık

Bir şey olur.Birçok şey olur.Her olana karşı farklı tepkilermiz vardır.Sinir gibi mutluluk gibi.Sinirliyken farklı mutluyken farklı tepki verilir.Tetikleyen birçok şey vardır tepkilerini.Var olan bir çok şeyi birden yok edersin bazen.Ya sinirden ya da mutluluktan.Mesela birsürü yazı yazmışsındır taslakdadır hepsi senin için.Birden birşey olur sinirlenme gibi veya umursamazlık bıkkınlık gibi.Yeter dersin ve yazdığın bütün taslakları yakarsın.Oysa okadar acayip okadar güzel enterasan veya farklı dikkat çekici şeylar vardırki arasında siler atarsın.Bir anda yok olur.Öyle bi tavırla yapmışsındırki umursamassın bile sinirle bile yapsan umrunda olmaz.Keşke silmeseydim keşke yapmsaydım demessin.Yani pişmanlık duymassın.İçinde bir karmaşa yaşanır .Ama neden hiç pişamlık duymadım gibi bir havaya kapılırsın bir an.Sorgularsın yaptığım doğrumuydu doğruydu pişmanlık duymamamda normal ozaman.Peki nedir bu garip his.Hayatta pişamlıklara keşkelere okadar çok alışmışız ki istediklerimiz hep keşkelerde yaptıklarımızda sürekli pişmanlıklarda kalmış gibi hissederiz.İşte yaptığımızdan dolayı pişmanlık duymadığımız bir şeyden pişmanlık duymakdık diye pişman olmaktır Pişmansızlık...

12 Nisan 2009 Pazar

Yatıp Uyuyamamak

Sabah erkan kalkış yapmışsındır. Bütün gün bir yoğunlukla geçmiştir akşam eve gelirsin.Yorgun bitkin bir halde bilgisayarın karşsında internette gezersin.Yatmayı aklından geçerirsin uykun gelmiştir bir halsizlik vardır yatsam uyurum dersin.Bir heyecanla bilgisayarı kapatıp kendini rahat yatağına atarsın.Bir gerinirsin hafiften için bi hoş olur rahatlarsın bir süre öyle kalırsın.Bir sağa bir sola dönersin.Bişeyler düşünürsün dönmeye devam edersin az önceki o uykulu hal birden yok olmuştur ve yatakta kalmak artık bir işkencedir.Uyuyamadığını farkedersin kendi kendine geberiyorum uykum var desende bir acayiptir öyle anlar.Yorgunluktan ve düşündüklerinden uyuyamassın uykun kaçar.Yatakta sağa sola dönmekten çarşaf yatak falan hepsi dağılır iyice huysuzlanırsın böyle olunca.Kalkmayı aklından geçirirsin üşenirsin o sırada yataktan çıkıpda oturmaya veya televizyon açmaya.Yatakta yapacak bir şey bulmak istesen çok çok telefondan msn e girersin.Ama olmaz bir türlü hem uyumaya çalışırken hemde kafanda düşünceler varken birazda yorgunken bir bakarsınki odanın camından hafif hafif bir ışık gelmeye başlamış.Saate bir bakarsın 5 i geçmiş hava aydınlanmaya başlamış.Birden bir telaş basar sabah oldu ben daha iç uyuyamadım diye.Kafanı bir daha yastığa koyarsın yeter uyumalıyım dersin.2 kere daha sağa sola dönersin sonrasını hatırlamassın gözünü açtığında ya öğleni geçmiştir ya da saatin alarmı çalmıştır.

Bu Havalar

Havalara ne oluyor anlamıyorum.Bir sıcak bir soğuk.Acayip oldum ince giyip üşüyorum kalın giyip terliyorum.Üstüme bir şey alsam fazlalık yapıyor almasam üşüyorum.2 gün sıcak 5 gün soğuk oluyor gece soğuk öğlen sıcak sabah karışık genelde rüzgarlı.Bu ne biçim bahar havası yaaa.İnsanın dengesi bozulur böyle.Zaten bu soğuk hava neye yarıyosa.Soğuk olmasın direk yaz olsun.Olcaksada kış ılık geçsin yaz olsun 2 mevsim ideal abartmaya gerek yok.Zaten bakınız duruma bahar ayındayız ama bahar iyice sapıttı bir acayip oldu havalar.Ahh ahh eski baharlar böylemiydi çiçekler hafiften açardı hava ılık ılık eserdi.İçine sıcak bir ürperme girerdi ama üşümezdin.Şimdiki durum resmen tsunami oluyo baharda.

25 Şubat 2009 Çarşamba

HDD

Bütün hayatını içine sığdırabileceğin boyutlara kadar ulaşan nn mübarek pc parçalarından.Bütün arşivlerin bütün şarkılar resimler videolar mazi anılar programlar falan filan herşeyi içine sokabilirsin.En önemliside resimler videolar gibi anı değeri taşıyan arşivlerdir.Kendi bilgisayarımda çok eski resimler bile arşiv halinde hala duruyor.Herşeyi saklamak zamanla daha fazla yer ihtiyacı doğuruyor tabiki.Bu zamana karşıda HDD ler gün geçtikce büyüyor.Doldukca yenisi alınabilcek kapasitede oluyor.Her yenisi çıktığında bir düşüğü ucuzluyo.Zaten en makbulü bence harici olanları.Al birtane doldur içine herşeyini arşivini.Hayat değeri taşıyabiliyo bazen.Aslında Bazen değil benim için benim Harici HDD hayatın kendisi gibi nerdeyse.Herşey onun içinde.daha önce başıma geldi.Harici diski almadan önce sabit olanda herşeyim vardı.Sürekli içinden kopyala yapıştır yedekleme falan yapıyordum sürekli çalışır durumdaydı neredeyse.Nasıl olduysa birgün yandı.Ve hayatım kaydı.Yaşadığım acıları hala hatırlıyorum yıllarca biriktirdiğim herşey gitmişti.Sonra akıllandım tabiki.Artık okadar güvenlikde tutuyorumki çoğu yerde kopyaları var birine bir şey olsa ötekisi sağlam kalır.Anca bir felakat lazım hepsinin yok olması için bunların hepsi birden yok olursa bende yok olurum zaten.Bazen yer ihtiyacımıda karşılamıyor Hdd ler okadar çok şey varki sığdıramıyorum artık.İnternetten herşeyi indire indire bu hale geldim.Bütün Filmler oyunlar programlar mevcut.Ayrıca birde kendi arşivlerim HDD lerde herşey.Önemsiz gibi görünsede bazen düşününce içindekileri anlıyorsun ne değerli olduğunu.

Soğuk

Bu havaya ne oluyor.Buz gibi yaa dışarı çıkılmıyor.Camdan çıkıp hava alamıyorum soğuktan.Çıkıncada çok üşüyorum zaten.Ondan sonra birde televizyona bakıyorum ayar ediyorlar beni.Kar yağışı bekleniyor soğuklar şukadar sürecek kar geldi kar gelecek.Nerde o karı daha göremedik biz.Anlamıyorum nasıl iştir yağacak yağacak diyorlar yağmıyor.Bunlarınki de bilimsel birşey olduğuna inanmıyorum artık.Bakıyorlar hava soğuk kar yağar.Evet okadar yağdıki kara batıyoruz.Hava soğuk olunca kar yağacağını herkes anlar.Ayrıca bu hava bir garip bukadar soğuk hala yağmadı.Bari bu soğuk boşa gitmesin diyorum madem soğuk bunu bir kar yağışıyla taçlandırmak gerek ama yok.Kar yağsada kar topu oynasak.Madem yağmıyor hava ısınsın böyle gezip dolaşamıyoruzda soğuk havada kat kat kıyafetler.Ya kar yağsın ya da bu gereksiz soğuk hava gitsin.

24 Şubat 2009 Salı

Kendimle


gerekirse arkamı dönerim bu koca dünyaya yüzümü göremessin o anda ama sanmaki yalnızım orda ya içimdeki senle yine derin muhabbetlerdeyizdir ya da yine dertleşiyorumdur kendimle...

6 Şubat 2009 Cuma

Yaklaşan Bir Gün

Yeni bir sene yine her yeni senede olduğu gibi gelip geçen günlerin bayramların yenileride beraberinde.Şubat ayındayız nedemek şubat ayında olmak.Ayın ortasında sevgililer gününün olması.Çoğu insana göre dertsiz başa dert gibi bir şey.Sevgililer günü deyince akla gelen ilk 2 şey sevgili ve hediyedir.Sevgilisi olanlar sadece hediye almayı, olmayanlar sevgili bulmayı sonra hediye almayı düşünür.Bazılarına göre bir heyecan hediye konusu ne alacağım ne yapacağım nasıl vereceğim.İnternette çoşmalar site site gezip hediye aramalar falan.Kimeleri için x2 heyecan ne hediye alıcam + ne hediye alacak çok merak ediyorum durumları vardır.Kimilerine göre ise free bir durum yani bana göre hediye hediyedir ne alındığı değil düşünmek önemlidir hediye olmasada olur bazen sevdiğinin bir gülümsemesi bile en güzel hediyedir.Böyle bir durumdur yani.Herşeyin bir günü var nasılsa .Onca gereksiz ve saçma bayram varken sevgililerinde bir günü olsun çokmu.Hem ayrıca sevgiliye hergün sevgililer günü oda ayrı tabi...

Sıkıntıdan Eğlence Çıkarma

Sıkılmak hiç birşey yapmamaktan sıkılmak veya sürekli aynı şeyleri yapmaktan sıkılmak.Çeşit çeşit versiyonlara sokulabilir.Sıkılmak genel anlamda ele alınınca can sıkar.Adıda üstündedir zaten sıkılmak.Ama bazı tür sıkılmalar vardır ki o sıkılmalara sıkılma denmez.Yani denirde diğer sıkılmaları düşününce o az kalır.Mesela evde hiç birşey yapamamakdan sıkılmak bunlardandır.Böyle anlarda daha çok sıkıldığımız şeyleri düşünmek gerekir.Mesela kastığımız kendimizi sorunlu hissettiğimiz şeyi düşünmek gerekir.Böyle oluncada evde boş boş bir şey yabmamakdan doğan sıkıntıya '' sen ne süper sıkıntıymışsın senin kıymetini bilememişim'' gibi cümeleler söylenebilir.Yani Öyle sıkıntılar vardırki yeter şu durumdan kurtuliyimde ne olursa olsun anlarına benzer.Birde evde bir şey yabmamaktan sıkılınca şikayet etmek vardır.Yani evde boş boş yatmaktan sıkılmak güzel bir şeydir.Eğlencesine baksana aç müziğini ,ye yemeğini ,kop oyun oyna nette dolaş kitap oku ne bileyim bul bir şey hiç olmadı uyu yani.Eğlencesini çıkar sıkmasın seni o sıkıntı.Adı sıkılma olabilir ama bu sıkılmaktan eğlence çıkarmakta var sonuçta.

Düşünce Özgürlüğü

Yazmak aklından geçenleri dökmek.Sonra bunları paylaşmak.Bunun en iyi yöntemlerinden biride bloglardır.Nekadar adı kişisel Blog olarak geçsede düşüncelerimizi yaşadıklarımızı söylemek istediklerimizi bir günlük edasıyla yazsak bile buradan uluşarız istediklerimize.
Düşünce özgürlüğünde Yeni bloguyla bu platforma gelen Kardeşim Fatih ' e hayırlı uğurlu olsun.Birçok blog açan özentiye dar düşünceliye inat, gerçekten tartışılası şeyleri ele alan gerçekten düşünmek gereken ve hakketende böyle denilecek konulara değiniyor kardeşim.Burda görmekten mutluluk duyuyorum.Online platformda sürekli düşüncelerimizi tartışırız.Gerçekten varılabilicek en mantıklı sonuçlar çıkar aslında çoğu zamanda aynı şeyleri düşünürüz.Doğrulara ulaşmak bizim için basittir.Düşüncelerini deneyimleriyle sentezleyip muhteşem yazılarla bloga başlayan kardeşimin sayfasına :
doktor-abf.blogspot.com
ulaşabilirsiniz.Bence bir bakın gerçekten pişman olmassınız ;)

4 Şubat 2009 Çarşamba

Alışmak

Neye nasıl alışmak.Yeni bir şeye alışmak mesela yeni bir klavye aldınız biraz farklı böyle modern bir şey düz klavye değil.Buna alışmak için biraz zaman gerekir.Bir süre sonra zaten o sizinle yıllardır var gibi olur.Yani yeni bir şeylere alışmak.Ama böyle alıp kullanılan şeylere.Gidip köpek aldınız diyelim evde hem o size alışacak zamanla hemde siz ona.Karşılıklı alışmak değil dediğim.Tek taraflı zaten bizim alışmamız.Nasıl kolumuza saat takarız bir süre sonra o orda yokmuş gibi rahat oluruz veya kolye taktığımızda alışırız artık ilk günkü gibi rahatsız etmez yada onun varlığını hissetmessin orda.İşte bu sürekli bunlara biz alışıyoruz.Onlar bize alışsın yeter artık diyesim geliyor.Yeni aldığın cep telefonun nasıl kullanmaya alıştınmı? hayır benim onu kullanmama alıştı bende bir sorun yok böyle bir şey işte ben niye alışacağım onlar benim şartlarıma alışır.Ben böyleyim herşey için kendime bir süreç veremem yok onu aldım ona alışacam yok bunu yaptık buna alışacam.Herşey bana alışsın ben alışmıyorum.Alışma karşılıklı olmadıgı sürece...

Yapmak

Herhangi bir şeyi herhangi bir alanda her hangi biriyle düşünce dışına çıkartıp yapmak.Ama bu değil herhangi olmayan gerçekten bir alanda yapılcabilcek önemi olan biriyle düşünce dışına çıkartıp yapmakdan söz ediyorum.Aklımızdan geçen herşeyi yapmak ne güzel olurdu.Ama bazen aklımızdan veya aklımdan geçen ilginç saçma gereksiz şeyler oluyorki bunların herbirini yapmaya kalkmak hem zor olur hem gereksiz olur.Onun için yapılacak en güzel şeyleri yaparım.Yani aklımdan geçen binbir şeyin arasından seçerim böyle derim ''sen süpersin ne güsel düşünmüşün ben seni yaparım''.Şimdi çıkar biri der ordan bazen insanlar öyle şeyler düşünürki yapılamaz.Kardeşim ozaman düşünme yapamayacağın şeyi.Bir şey geçiyorsa aklımdan onu yaparım ben düşünüyorum sonuçta kendi düşüncelerime hakim neyi nasıl düşünebilceğimi biliyorum.Çıkıpda yapamayacağın şeyler yokmu demeyin.Yapamayacağım şeyler tabi vardır ama yapamayacağım şeyi bile öyle bir düşünümki yapılamayacak diye birşey kalmaz yaparım.Kendime çeviririm olayı yine yaparım.Ben yapabilirim başka yapabilenler varsa onlarda yapsın ;)

6 Ocak 2009 Salı

Rahatsızlık

Pc basındayken bırısı karısınca emreye kafasını kopartıp vazoya koyuyor
camdan bırı bagırıo emree dısarı gelıyormusun dıye tanımıyor adamı bardagı
bır fırlatıyor ama gozler ekranda kac metreden tam ısabet adam cenaze
ogünden sonra odaya giren çıkan yok. Evet. adımı ağzına almaya korkuyor millet . bır gırıyorlar sonra full zırhlı halde boyle sakallı tanınmayacak halde bı adam
saclar bele kadar sakallar goğuste. ozamana kadar kaç oyun biter bu arada p2p full online sürekli yeni oyunlar RSS de . tabıkı onları takip + normal oyunlar
+ site oyunları + baska tur flashlar. beatler featler gıtarlar drumlar elektronık ortamda yapılabılecek herseyı aynı anda yaparak rekorada kosuyorsun adeta
adam bır cıkıyo odadan 500 bin tl lik hasılat yapmıs. new mexicoya yerlesıyor
. ordanda real pokere akar 1 hafta sonra 5 parasız halde come back. geri aynı hayata devam . cok acayip bir sey ama HİC BİR SEY olmamıs gıbı sanki böyle markete gitmiş gelmiş gayet cool . cool ve rahat. rahat değil sürekli bir şeylerden rahatsız . oyle oldugu ıcın otoyolda karsıdan karsıya geçerken metro ezıyo ınanılmaz kaza otoyolda metro ezebilir tabi okadar rahatsız asırı paranoya yapmıs. sırf rahatsızlıktan bütün bunlar. Rahat olamıyor kı ıstıyor ama olamıyor sekil itibariyle musait degil abi. birşeyler sürekli rahatsılık veriyor rahatsızlık vermese bile rahatsız olacağı bir şeyler çıkarıyor. ortada hıc bır sey yokken bıle boyle mutlu gunlerde bıle var bır sey ama tanımsız bır rahatsızlık en sevdıgım rahatsızlık cesıtlerı arasında aynen işte bu yaa tam tanımı budur. Tedirgin tabi rahatsız oldugu ıcın yatıyor gene rahatsız amerıkadan son teknolojı yatak getırtmıs adam yınede son derece cool ve rahatsız. uyuyor ama dınlenmıyor. cool ama rahatsız uyuduğuma bakma bütün gece rahatsızdım herhalde  uyurken bıle. Ruya goruyo en relax halde ruya gorunur zaten ama ruyada bıle rahatsız. rahatsız rüyalar görüyor bütün gece zaten. rüya rahatsız olunca vücutda kaslıyor rahat etmiyor tabi. soruyor es dost rahat uyudunmu dıye boyle gozler kan canagı gıbı buda sorumu dıyosun cool olarak cevap bile rahatsızlık verıyor mıllete millet bir huzursuzlanıyor bu cool ve rahatszlık karşısında tabı senınle konusanlarında beyni ambale oluyor haliyle yani ondan sonra herkes bir sendroma giriyor onların sendromlar geçiyor ama rahatsızlık bende senda hala devam ediyor.Zaten hiç rahat olamiyorsunki mutlaka rahatzılık verici bir şey var.Odada sinek uçuyor o bile rahatsız ucuyor isteksiz böyle. hatta hiç bir şey yokken kendinden rahatsız oluyor .evet üstündeki tshhirtten bile kısa ve öz adam kendi varlığından bile rahatsızlık duyuyor. Rahatsız işte . Kısaca Rahatsız ama özeti bayağı uzun.2 3 satıra sıgmıyacak seyler bunlar bır omur gerekır anlamaya ıdrak etmeye. yani böyle biz nekadar yazsakta anlaşılmayacak bunlar yaşanarak tecrübe edilerek bireysel olarak görerek tabi gerekirse bilerek sendroma girerek .Topluma yedırerek.Sendrom olayıda bayağı tartısılcak bır konu masaya otururken sendroma gırersin ve rahatsız olursun mesela ortamdaki havadan. ama bak sendorma giriyorsun rahatsız oluyorsun sonuç yine biz rahatsızlık işin ana fikri.Ama yol farklı bak sendroma gırdığı ıcın rahatsız oluyor masayla alıp vermedığı yok. sendoramal rahatsızlık.Bu yazıyı baskası okursa masaya oturduğu ıcın rahatsız oldu zannetcek mesela kavramak bile güç. evet bunlar zor ve yaşanılası şeyler…


Kardeşim(Fatih) ve Benim Rahatsızlık Üzerine Sadizm Meydanı Tartışması ...

3 Ocak 2009 Cumartesi

Bunlar NE ?

can sıkıntısından sulandı beynim bulandı miğdem göründü gölgem verildi bölgem okundu birden duyuldu evden derken ses kesildi derinden...

.
.

sesinde sessiz çığlık bağırış sonunda kesilen sesinde yakarış diriliş gününde önünde belgen sözünde gelsem görsem sönsem ateşin sonunda mum var elinde alkol ağzında mentos kafanda gördüğün rüyanın sahtesi son şans belkide vals yapmak gerekir aniden yağan yağmurun birden altında