24 Kasım 2010 Çarşamba

Bugün Böyle Geçti

Bir boktan sabah daha benimle birlikte.Öyle diyorum çünkü yeni uyandım ve sendromlar baş gösterdiği için direk yazmaya başladım.Aslında sabah bile değil öğlen diyebiliriz saat 12yi geçiyor çünkü.Normalde bu saattede kalkmam, gün içinde işim olduğu için erken kalkıyorum, erken diyorum bana göre bu saat erken.Telefonun zırıldayan alarmı beni 11de uyandırdı ama ben 12yi geçerken anca uyanabildim tabiki.Her zaman olduğu gibi pislik mide bulantısı yine benimleydi.Kalkıp yatağın üstünde bir süre mal gibi oturdum düşündüm.Ne düşündüğümü bende bilmiyorum oluyor bazen böyle anlar düşünüyorum ama ne düşündüğümün farkında değilim.Wormhole anları geliyor.Yataktan kalktım odada günlük eşortmanları arıyorum.Yok aslında aramıyorum onlar hep aynı yerde duruyor yatağımdan birkaç adım uzaktaki kitaplığım önünde sandalyenin üstünde.Her gece şartlanmış şekilde çıkardığım üstümü oraya bırakıyorum.Bazı geceler direk olduğum gibi uyuyorum üşeniyorum pijama moduna girmeye.Üstümü giyinirken kafamdan bir melodi geçiyor.Geçiyor gidiyor kesik kesik , sonra sözler geliyor.Birden Ada Sahilerinde bekliyorum diye söylemeye başlıyorum içimden.Ama öyle bir an ki sanki o anda bana ilham geliyor bütün şarkıyı ben besteliyorum ben yazıyorum öyle garip bir durum.Banyoda yüzümü yıkarken besteme devam ediyorum ağzımdan tek kelime çıkmıyor her şey içimde oluyor.Bestem bittikten sonra mutfağa gidiyorum.İlaçlarımın başına, mide bulantımı yaptığım şahane şarkı bile geçirmedi.İlaçlarımı içerken her sabah olduğu gibi hadi iyileştir beni diyorum.Ama hiç bir bok olmuyor sadece günü kurtarıyorum.Bugün nasıl bir gün onu şimdiden kestirmek zor ama devam edeceğim buraya zaten.Bir buçuk saat sonra doktora yolculuk var, doktordan sonra akvaryumcu giderim büyük ihtimalle, akşamda Onur abiyle görüşücez.En azından günün planları böyle ben gidip mide bulantımı unutmaya çalışarak kahvaltı edeyim...

Kahvaltıdan sonra gittim dişçiye.Dişimi kesti 2 yerden morfin vurdu bana.Kafam bir güzel oldu bir uyuştu ki sormayın.Nasıl bir morfinse o bütün kafam uyuştu sol kulağımı bile hissetmedim.Doktor elini çabuk tuttu yarım saatte gönderdi beni.Çıktım gittim akvaryumcuya ağzım uyuşuk, dilim uyuşuk, kafam uyuşuk durmadan elimle kontrol ediyorum salayalarım akmıştı diye hissetmiyorum yüzümde hiç bir şey.Balıklara baktım sipariş verdiğim şeyler hala gelmemiş.İstediklerimi bulamamanın sıkıntısıyla evin yolunu tuttum.Geldim bilgisayarı açtım yazının bu bölümünü yazıyorum.Birazdan cüzdananımın içine birkaç tablet Talcid ve Apranax atıp yola çıkacağım.Ağzım hala uyuşuk hedefimiz karaköy iskele...


Yola çıktım doğru metroya bindim.Metrodan zeytinburnunda aktarma yapıp tramvaya geçtim ordanda direk karaköy.Tramvayda yer buldum hemen oturdum ilk duraktan.Yanımda olan Onur Gökşen' in ''Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı'' kitabının kaldığım yerinden devam ettim.Bitirmek üzereydimki karaköye vardık.İndim bir sağa bir sola baktım vapur falan görebilecekmiyim diye hemen gördüm bir tane.O tarafa doğru gidiyorum.ama içimde şüphede var orasımıdır lan diye.Daha önce hiç gitmedim mi ? gittim ama ben 100 kere gitmediğim bir yere hep terddütte kalırım doğrumu acaba diye.Gittim salak gibi ordan bir adama abi vapur iskelesi nerde dedim.Demeseydim keşke pişman oldum sonra.Adam bana direk ''nereye gideceksin kadıköyemi gidiyosun'' dedi , ''sanane lan göt gidiyosam götürcenmi ben sana onumu sordum '' demedim diyesim geldi tabiki ama içgüdülerim bunun yanlış bir hareket olacağını söyledi.Yok abi iskelede işim var dedim benim gitcek olduğum tarafı gösterdi.Gittim direk bakındım biraz oralara ne var ne yok diye.Havada bok gibi soğuk deniz burnumun dibi götüm donuyor.Üstümde ince bir kapşonlu.Kalın giymeyip artislik yapan aklımı sikeyim diyorum.Alıyorum telefonu ceptan facebooka girip Onur abiye mesaj atıyorum abi ben geldim haberin olsun diye.Onur abi 5 dk sonra cevap yolluyor ben daha işteyim çıkınca buluşuruz orda...Bizim önceden kararlaştırdığımız saate daha bir saat var.neyseki erken giytmeyi dert etmedim okadar.Beni zorlayan kısım bütün banklarda sevgililerin o soğukta sarmaş dolaş oturması ve hiç üşümüyorum görüntüsü çizmesi oldu.Ulan nerdesin bee Kedi'ciğim şimdi yanımda olman lazımdı dedim kendi kendime.Bu arada Kedi diye bahsettiğim yengeniz oluyor.Herneyse tam o sırada telefon çaldı bir baktım Kedi'm arıyor güldüm telefona açmadan, sonra hemen açtım tabik.Bir muhabbete daldık ki ne üşüdüğüm kaldı aklımda ne başka bir şey bir saat aralıksız konuştuk, konuşmaya devam ediyorduk diğer telefon çaldı Onur abi gelmiş nerdesin diyor.Kedi'ciğimi öptüm telefonu kapattım.Gittim Onur abinin yanına bilindik selamlaşma muhabbetleri , gelip geçici sorular falan.O sırada kitabı imzalıyor.Ben kitabımı imzalatmıştım zaten Kedi'me imza alıyorum bu sefer.Onur abinin vapur kalkana kadar biraz muhabbet ediyoruz sonra vedalaşıyoruz ve bindi Kadıköye doğru yola çıktı.Bende gittim tramvaya bindim.Bütün yolcuğum ayakta geçti tramvay + metro + eve yaya gidiş bir buçuk saat falan.Bu arada dişiminde uyuşukluğu geçti acayip şekilde ağrıyor.Eve attım kendimi hemen ağrı kesiciyi attım ağzıma üstüne yemek yedim zorda olsa sonra oturdum kitabın kalanını okudum.Çay falan içtik derken yazının kalanını yazdım.Son bardak çayım yanımda birazdan da kalkıp balıklara yem vereceğim sonrasında bir ilginçlik olcağını sanmıyorum.Peki bunlar ilginçmiydi onuda sanmıyorum...

5 yorum:

  1. O morfini hiç bi boka değişmem.:D

    YanıtlaSil
  2. O mofinden 4 tane daha yiycem ben kafa güzel oluncada güzel yazıyorum iyi olur :D

    YanıtlaSil
  3. gün biraz benim günüme benziyor ama benim günümün devamı "üşengeç insan kendini pc'nin başından kaldıramadı ve eminönü'ne gitmedi" dşeklinde devam ediyor :P
    vapur fotosu için de ayrıyetten,teşekkür ettim

    YanıtlaSil
  4. heyyyt aşk sen ne soguk dinlersin nede sıcak cünkü adın aşk...

    YanıtlaSil