12 Aralık 2010 Pazar

Benim İçin Sanat

 Ben okumayı geç sevdim.Hani olur ya daha ilkokuldan her aya iki üç  kitap sığdırarak okumaya başlayanlar ben onlardan değildim.İlk okul zamanımda bir tane kitap okumuştum okumayı yeni öğrenenlere göre bir şeydi, bir daha da elime kitap falan almadım.Bu böyle yıllarca devam etti.Kitap okumak zaman kaybıydı, onun yerine internette saçma sapan şeyler  yapmak vardı.Lisenin ilk yılına geldiğimizde ben kitaplardan iyice soğumuştum.Bir edebiyat öğretmenimiz vardı ki bütün dünyayı edebiyattan soğutacak cinsten kadındı.Bendeki kitap sevmezlik durumu her edebiyat dersinde biraz daha artıyordu.Sayısallarla arası olmayan ben birden sözeller tarafından da dışlanmış buldum kendimi.Okula bile gitmemeye başladım.Nasılsa derslerin hiç birinden anladığım yoktu.Bu durum haliyle sınıfta kalmama neden oldu.Çift dikiş sağlam tutar hesaplarıyla ikince kere başladık liseye ve kapıdan giren edebiyat öğretmeninin hayatımda büyük değişikler yapacağını tahmin edemezdim.

 Derse girdiği ilk gün defterlerimizin ilk sayfalarına şiir yazmamızı ve böyle bir açılış yapmamızı istemişti, şiiri seçmekte özgürdük.Şiirlerden sonra yüz temel eseri defterimize tek tek yazdırmıştı ve bunlardan alıp okumamızı, sene sonunda özetlerini bizden alacağını söylemişti.Bunu ilk duyduğumda gözümün önüne perde indi sanki kitap sevmeyen ben onlarca kitap okuyarak özet çıkaracaktım.Olsun dedim internetten ayarlayız diye düşündüm, o anda planlarımı alt üst eden cümleler öğretmenin ağzından dökülüyordu; İnternetten alınma ve geçen senelerden kalma özetlerin hepsi elimde sahtekarlık yapana sıfır veriyorum…

 Bunun üstüne sınıfta gruplar kuruldu her grup belli kitapları alacak okuyacak ve değiştirecekti.Benim ilk aldığım kitap Şemsettin Sami’den "Taaşşuk- u Tal'at ve Fitnat" oldu.İsminde bile hayır görmediğim bu kitabı nasıl okuyacaktım planları yaparken akşam eve gidip kitabı açmam ve gece yatarken kapatmam gözlerimi yaşartmıştı.Gözlerim kitabın sonunun kötü bitişinden değil kitabı bir solukta okuyup beğenmemden dolayı kaynaklanmıştı.Edebi eser böyle bir şey demek ki diyerek hemen diğer kitabı aldım.Okudukça edebiyat aşkı uyanıyordu içimde, ben okudukça daha farklı şeyler arıyordu beynim.Daha ilginç daha değişik daha uzun daha.. daha... Bu böylece uzun bir zaman devam etti.Ama bana sürekli denk gelen aşk romanları bu romanlara karşı olan inancımı ve hayranlığımı sarstı.Bütün kitaplarda aşk hikayeleri aynılaşmıştı.Hepsinin sonu birbirine çok yakındı, hatta sonu aynı olanlar bile vardı.Kitapları okurken kafamın içinde canlanan filmlerin karakterleri hep aynıydı.Bütün filmlerde aynı oyuncular oynamıştı sanki ve hep bir önceki senaryonun etkisinde kalmış gibi rol yapıyorlardı.Bu durum romanları eleştirmem için güzel bir sebep vermişti bana.Ben artık bunları okumamalıydım çünkü bunları okumaya devam edersem hiç okumamaya başlayacaktım.

 Gidip kitapçıya kendime psikolojik ve polisiye romanlar aldım.Kitapların çok sayfalı olmaları hep hoşuma gittiği için nerde en kalın kitap onu seçip alıyordum.En az beş yüz sayfa olacaktı bir roman daha incesi basit geliyordu , sanki yıllardır kitap kurduydum.

 Bu arada edebiyat derslerimiz mükemmel geçiyor, bütün okuma parçalarına ben atlıyorum, nerde bir etkinlik ben yorum getiriyorum.Öğretmen anlattıkça ben daha da büyüleniyorum.En çokta ‘’Sanat için Sanat’’ ı seviyorum.Halk için sanatı beğenmiyorum o zamanlar.Basit geliyor, bu kadar basit anlatılmamalı söz sanatları katılmalı , benzetmeler yapılmalı her şeyi olduğu gibi değil daha farklı anlatarak istenilen yol bulunmalıydı.Defterimi çok düzenli tutuyordum.Bir tek edebiyat ödevlerimi yapıyordum.Bir de dil anlatım dersi vardı tabi ki o derse de aynı öğretmenin girmesi, benim edebiyatıma büyük katkı sağlıyordu.

 Bilgisayar oynayan teknik servislerde çalışan ben, artık kitap okuyordum internette bir şeyler okuyordum.Oyun hayatımın büyük bölümünü almışken, artık okumak öncelikteydi.Okuduklarım beni tatmin etmiyordu çoğu zaman.Çabuk sıkılan yapı burada da kendini gösteriyordu.Bir şeyler yazmam gerekiyordu.Her okuduğumda ben bu konuyu ele alsam daha farklı düşünürdüm diyordum ve ne yazmaya kalksam sayfalarca sürüyordu.Konu ne olursa olsun okuyanın bu konuda görebileceği her açıyı görmesi gerekiyordu.Her okuyan mutlaka kendi gibi düşünüldüğü bir taraf bulacaktı ele aldığım konuda.Bunları yapmak için daha fazla okumaya ihtiyaç vardı.Her yazanın ne saçma şeyler yazıp hiçbir anlam ifade etmeyen şeylerden bahsetmesi beni daha da tetikliyordu.O halde yapılacak tek şey vardı hem okur hem yazar olmak.Çoğu zaman ciddiyetten uzak olan görüşüm yazılarıma da yansıdı bende saçmalıyordum artık bir yerden tutup düzeltmek gerekiyordu meğerse bu yıllar sonra olacakmış.Şimdi düzeldiğini sanıyorum evet ama öncekine göre bir düzelme daha sonra neler olur onu en yakın takipçim olarak ancak ben bilebilirim sanırım.

 Klasiklerden okuduğum kitapların azınlıkta olması hep karşıma çıkar durumda.Ama ben bir türlü psikolojiden, polisiyeden, kurgu romanlardan kendimi alamıyorum.Bir gün oturup öğretmenimin kitabın ilk sayfasına yazdırdığı eserlerin hepsini okuyacağım.O eserleri okumamış olmanın bir diğer eksisi de onları okumamış olmak hiçbir şey okumamış olmakla eş değer tutuluyor bazen.

 Edebiyatı hayatın içine yerleştirdikten sonra artık her görüş farklılıklar kazanıyor.Her okuduğunda her duyduğunda kafanda bambaşka şeyler belirebiliyor.Kelimeleri kullanabilme yeteneği, anlatımı zenginleştirmeyi başarmanın yolu bence okumaktan geçiyor.Son zamanlarda en çok duyduğum şeylerden biri olan ‘’okumaktan çok yazıyoruz’’ cümlesi ortalıkta dolaşan rezillik abidesi yazıların sebebini bize gösteriyor…

 Bana edebiyat aşkını aşılayan Zeynep Yılmaz öğretmenime teşekkür ediyorum.O şimdilerde başka öğrencilere edebiyat mucizesinin ne demek olduğunu anlatmaya devam ediyor…

8 yorum:

  1. yazı güzel ama dostoyevski gibisin cok ayrıntı var okurken yaşatıyosun bu güzel bir yapım ama daha hafif yazabilirsin.sakın kendine olan cesaretin gitmesin böyle böyle büyürsün şuan fidansın ... teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. Asıl ben teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için.

    YanıtlaSil
  3. Bu çok güzel birşey bende okumayı seviyorum ve okumak gerçekten yazmayı tetikliyor..Tavsiye kitaplarda bulunabilirim mesela okudun mu bilmiyorum ama ateşle oynayan kızi okuyorum şu ara

    YanıtlaSil
  4. Teşekür ederim. Tavsiye konusana gelincede o seri kaçarmı ejdarha dövmeli kızı bitirirken sabahladım ben =) bunda sabahlamadım geceledim :)

    YanıtlaSil
  5. çok güzell bir yazı olmuş canım..blog dünyası 'günlük dünyasına' çevrildiğinden, nadir çıkıyor böyle yazılar..bende okudum ateşle oynayan kızı filminide izledim gerçekten güzel bir üçleme..

    Zeynep öğretmendde bu blogu okuyorsa eğer onada teşekkür edelim:)şimdiki nesillerin edebiyat mucizelerini öğrenmeleri gerekiyor ve de (bazı) boşa harcadıkları enerjilerini ve boşuna kirlettikleri o temiz beyinlerini bunlarla uğğraşarak güzelleştirseler fena olmaz..

    YanıtlaSil
  6. Öğretmenimin bu blogda haberi olduğunu sanmıyorum.Bana edebiyatı böyle sevdirdiğini bildiğinden de emin değilim.Ama görüp görmemesi önemli değil ben düşündüklerimi döktüm ortaya :)

    Güzel yorumunuz için teşekür ederim...

    YanıtlaSil
  7. Kitabı bitirdim gerçekten çok etkileyici bu . Burada okumaktan başka birşey yapmıyorum son beş aydır eğer senin tavsiyen olursa çok sevinirim bu konuda

    YanıtlaSil
  8. Keith Ablow un kitaplarını okudunuzmu bilmiyorum Psikopak ve İntihar Cinayet' i çok beğendim ben.

    YanıtlaSil