23 Nisan 2011 Cumartesi

Saat beşe çeyrek var...


Saat beşe çeyrek var, ben sıkılıyorum kendimden, senden, sudan, oksijenden ve olmaması gereken çok uzun süren sensizlikten.Sabaha karşı beş ya da sabah beş şuan da akşam beş bile aynı…

Günün belli belirsiz ve genel de belirsiz saatlerin de düşünüyorum kendimi, su benden sıkılmazken oksijen devamlı beni isterken, ben istemiyorum.Kendimi ve kendimdekileri düşündüğümde midem bulanıyor.Geçmiş…
Genelde midem bulanır benim genellemelerdeyim.Bilen biliyordur bu huyumu sol gözümle olduğu gibi midemle de kavgalıyız  uzun zamandır.Bu kavganın nedeni kendim.Mide bulantılarını sevmiyorum, hayır seninkileri değil, kendi mide bulantılarımı.

Su içince midem bulanır, açken su içersem üç bardaklık su üretirim.İçilecek cinsten olmayabilir.Rengi kaçıktır sarıya çalar.Sabah uyandığımda oysa ben sabah uyanmam, öğlen gözümü açtığım da susamış bulurum kendimi, içmem.Bir bardak sudan üç bardak su çıkarmamak için.Sıkıldım senden…

Hani çok koşarım bazen, durduğum yerde koştuğum da daha çok yorulurum.Bazen koşarken heyecanlandım sanarım.Oysa kalp daha hızlı atmaya başlamıştır.Bu heyecana eş değer değil.Hızlı ve derin nefes alırım ve midem bulanır.Mideme gitmezken oksijen kalp atışlarım beni kusturur.Mecazi değil, bildiğin kusturur.Oksijen düşününce…Sıkıldım senden…

Sen ve sensizlik…Mide bulandırıcı, çift etkili dolgulu drajeli ciklet gibi.Ciklet de şuan masamın üstünde oradan geldi aklıma….

14 Nisan 2011 Perşembe

Nih-San Jao ‘’Lan Bi Git’’


Yazdığım bir konu hakkın da tekrar yazacağım.Hatta ikinci tekrar bile değil sanırım üç olacak.Her neyse sayılara fazla takılmaya gerek yok aram da iyi değildir kendileriyle.

Başlıkta ki nedir diye merak ediyorsunuz belki de sonra söyleyeceğim.Şimdi hiç yazının sonuna inip bakmayın orada olmayacak.Daha önce ( bu cümleyi bir kere daha kumuştum) Şubat ile kavga etmiştim burada gözlerinizin önünde küfürleşmiştik hatta.Şimdi Şubat’ın şerefsizliğini devralan bir Nisan ile karşı karşıyayım.Ne olacak benim bu aylarla ettiğim kavgaların sonu bilmiyorum.Sevemedim Nisan’ı güzel geçmiyor.Günler iyi değil sıkılıyorum, istediklerim olmuyor.Bir an önce geçsin bitsin istiyorum biraz da onun etkisi var tabi ama zamanla da papaz olmak istemiyorum.

Sıkıntılı bir dönem, neyin ne olacağı belli olmayan bir dönem bu yüzden sevmiyorum seni Nisan güzellikle anlatıyorum ama anlamıyorsun üstüme geliyorsun, gelme…Bana bir sürpriz yaparsın belki kavgamız sona erer ama hiç beklemiyorum senden böyle bir şey.Yarına geldik neredeyse sen hep zorla beni.Neyse canım biz seninle de anlaşamayacağız.Sana güzel küfürler ürettim ay sonuna, birazda sen bekle.

Peki kim bu Nih-San Jao bu ismi daha önce duymamışsanız adınıza üzüldüm.Şuan da oturdum hepinizin adına üzülüyorum.Eğer yukarı da yazdıklarımı okuduysanız kim olduğunu anlamışsınızdır diye umuyorum….

13 Nisan 2011 Çarşamba

Alternatifler

Hep bir alternatifimizin olması gerekiyor.Bu olmazsa şu olur.Hayatımız boyunca sadece tek bir şeye her odaklandığımız da işin başından sakata gelmişiz demektir.Zamanın da söylemiş adamlar ‘’eşşeğini sağlam kazığa bağlayacaksın’’ diye.Doğru söylemişler güzel söylemişler.

 Şimdi bir sigara yakalım ve bu sigara hayatta oksijene denk olsun.Ama bu boş bir oksijen değil.Ciğerlerimiz de düşüncelerin aktığı bir deniz olsun.Sigaradan bir nefes çekiyoruz ciğerlerimize inceden düşünceler akmaya başlıyor.Her nefeste düşünce denizimize biraz daha yağmur yağdırıyoruz ve yağmurun sonunda bizi bir sel felaketi bekliyor.Çok fazla düşündük dolduk taşacağız anafor yapıyoruz.Bütün düşüncelerimiz hızlı bir şekilde dönüyor ve hepsini aynı anda düşünmeye çalışıyoruz.Ya o anafor da boğulacağız ya da tekrar doldurmak için anafordan bir şeyleri akıntıya bırakacağız.


Her şeyin bir alternatifi var, sanırım çok düşündüm.Evet çok düşündüm…Sevgimin alternatifi yok, seversem birini sadece onu.İstediğin kadar anaforlar da boğul şimdi…

12 Nisan 2011 Salı

Vlog Azıttırması


Son zamanlarda 3 kelimeden fazlasını okumaz oldu internet kullanıcıları.Zaten bu nedenden dolayı Twitter çok tutuldu.Blog yazanlar yani bizler, yazdıklarımızı okutamaz olduk.Her ne kadar okunma kaygısı gütmeden yazsak da, istatistiklerde güzel rakamlar görmek hepimizi yerinden oynattırır.

Okumaktan sıkılan, okumayı sevmeyen kişilere muhteşem bir alternatif olarak ‘’VLOG’’ ortaya çıktı.Yeni çıkmadı tabi ki, bizim buralar da yeni yeni kullanılmaya başlandı ve giderek artıyor.Tıpkı birkaç blog yazarı kitap çıkardıktan sonra ülkemizde ki blog sayısı tavan yaptığı gibi şimdi de popüler olan birkaç vlog sayesinde vloglar yükselişe geçti.Bu yükselişin devamı geleceği de açıkça belli oluyor.Hem daha çok kişiye sesinizi duyuruyorsunuz.Hem de görüntünüzle, jest ve mimiklerinizle anlatmak istediğinizi daha iyi anlatıyorsunuz.Gerçi iyi yazan blog yazarları istediğini gayet güzel anlatıyor görüntüye hiç gerek yok, anlamayanın hıyarlığı oluyor orası.Her neyse, son zamanlarda popülaritesi artan vloglardan henüz beğendiğim olmadı.İzlettirir diye düşünüp açtığım her video da aynen blog okumayı sevmeyenler gibi birkaç saniye sonra kapattım.Beğendiğim sayfa da var tabi ki bunun da seveni çok sanırım ‘’Fayntenks’’ adamlar güzel işler yapıyor.Bir de oldukça mal adamlar var ki  saniye tahammül edilemiyor.

Vlog olayına girmek veya blog olayına girmek, hatta sosyal medyada özgürce ve korkmadan bir şeyler yapabilmek cesurca işler.Ancak korkulacak şeyler yapılır ve yayınlanırsa cesurca tabi ki, yoksa çıkıp vlog da ilkokul anısını anlatan adamı ne sikleyeceğim ilkokul lan daha yarataıcı ol veya gün boyu ne bok yediğini anlatan adamın sayfasında işim ne.Anlattıklarına can alıcı bir farklılık katıyorsa tamamdır ama monoton hayatını anlatıp ona can alıcılık katman zor.Başka bir konuyu anlat öyle olsun güzel olsun.Başta cesurca işler dedim ama buna rastlamak zor olduğu için eğlenceye çevirdim rotayı fark etmişsinizdir.

Hem blog da hem de vlog da çok boşa geyik yapan adam var.Aradan sıyrılanlar da hep bunlar olur zaten.Gerçekten iyi işlerse zaten tepededir sıyrılmalarına gerek yoktur.

Gelelim vloglara bakış açıma ki samimi bir açıdan bakıyorum.Deneysel bir vlog hazırlamayı düşünüyorum.Ancak sadece düşünce aşamasında, belki gerçekleşmez.Gerçekleşirse kendimi denek olarak kullanacağım ve uzun zamana yayılan deneysel bir vlog oluşturacağım.İzlenip izlenmemesinin pek önemi olmayacak.Aynı burada yazarken okuyan olur mu? kaygısı gütmediğim gibi.Ama ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar çok kişinin görüşü alınmış olacaktır.Zaman açısından daha çok var, ağustos sonrası belki o zamana kadar belli olması gereken şeyler var.İçerik ne olacak nasıl bir deneysel çalışma olacak hiç girmiyorum.O zamana kadar belki aynısından yapan bile olur belki de vardır pek araştırmadım.Deneysel dedim diye ürkmeye de gerek yok vlog samimiyetin de olacak deney olsun diye olmayacak.
Bu arada blogger olarak buradan bir yere gitmeye niyetim hiç yok.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Uykusuzum, Haberler ve Reklamlar, Salça.


Uykusuz kalmayalı çok zaman olmuştu diyerek bir giriş yapmak istedim ama öyle olmadı malesef.Uykusuz kalıyorum genelde, çoğumuz da olduğu gibi gece geç yatıp erken kalkma durumları.Bazen de hiç yatmadan güne başlama durumları.Her neyse gelelim olayımıza, uykusuzum veya uykum var fark etmez, böyle olduğun da daha iyi yazdığımı düşündüğüm için yazıyorum bunu öyle belli bir amaç da yokmuş şimdi fark ettim.Belki aniden bitebilir belki de hiç bitmez.

Gündemde üstüne söz söylenebilecek çok fazla olay var.Kıyıda köşede kalmışlar zaten dağ gibi yığılmış durumda, bunun yanında asıl gündemi oluşturanlar çok daha fazla gelir durumda.Nedense gündeme giresim gelmiyor.Öyle yazanlar da var.Almış gazeteyi bakmış gündem haberlerine sonra girmiş twittera konu üstüne kim ne demiş onları da okumuş, başlamış tek tek yazmaya.Her habere kendi açısından bakmış kendi yorumunu getirmiş.Yok yok olmaz öyle yazamam ben, haberi tamamen ben yazsam olur orası ayrı ya da haber hakkında başka bir haber yazsam.ama zaten yazılmış bir haberi tekrar tutup buraya taşımayı sevmiyorum.Burası gazete blogu değil.Sonra da çıkıp derler duyarsız kalıyorsun her şeye, Dünya yansa sikimde değil ulan diyeyim de rahatlasın herkes.

Ygs hakkında bir şey söylemeyeceğim, sadece isim geçsin diye yazdım onu o kadar.Bu aralar sık duyduğum hayvanlara eziyet eden yaratıkların haberleri, onlara ne tarz küfürler etsem acaba diye düşünmüyorum ağzıma geleni sövüyorum orospu çocuklarına.Nerede bu konuyla ilgili imza toplanıyorsa veriyorum.Seçimlerde yaklaşıyor hani, memlekette ki koyun nüfusu bir hayli fazla olduğu için sonuç belli bence.Ne olacak bu Galatasaray’ın hali durumlar çok kötü be arkadaş.
Ana haber bülteninin sonuna geldik.

Olduğu olacağı bu kadar oluyor, haberli konuya girdiğim zaman çıkamam.Uzar gider sonra ben anlarım ki boşa gitmiş kimse okumamış.Genel de boşa gider zaten yazılanlar ama neye göre boşa gider kime göre boşa gider.Bir çok kişi gibi kendi için yazanlara boşa gitmez, işte bir sayfa daha karaladım, gülümsemesi olur yayınlama ardından.Ben de öyle başladım ve devamın da değişen bir şey yok.Nasıl salça bir muhabbetse bu bende ki nerelerden nerelere girdim.Aslında aniden bitirmeyi düşünüyordum ama o da olmadı.