25 Mayıs 2011 Çarşamba

Kadıköy; Sararmış Bıyık, Yobazlar.



Tam geçen hafta bugün Kadıköy’deydim. Avrupa yakasında ve metrobüse yakın bir yerde oturduğum için hiç düşünmeden sabahın sekizinde metrobüse bindim.Saat dokuz buçuğa gelirken ben boğanın oradan aşağı  sahile doğru iniyordum.Elimde ufak bir poşet, içinde üç tane kitap, sahile indim, sevgilimin yolda olduğunun mesajını aldım, oturdum denize bakan bir yere poşetten ‘’Asla Yalnız Yürümeyeceksin’’ kitabını çıkardım okumaya başladım.


Beklerken zamanın hızlı geçmesi ve boşa geçmemesi için en güzel alternatiftir kitap okumak.Okunan kitabında sürükleyici olması sizi beklentinizin son saniyesine kadar bırakmaz.Bu kitap da onlardan biri.Sadece futbol geyiği yapan saçma sapan işlerden değil, gerçekten edebiyat kullanılarak yazılmış anılar hatıralar.Hiç futbol sevmeyen bir insanın bile okuyabileceği gerçek samimiyette hikayeler var kitap da.Beni şaşırtan bir diğer unsur ise, bir futbol kitabında kadın yazarlarında hikayelerinin bulunması olmuştu.Ancak kitabı okuduktan sonra işin sadece düz mantık futbol olmadığını görünce şaşkınlığımı da üstümden atmış oldum.Kadın yazarların böyle bir projede bulunması ayrı hoşuma gitti ayrı güzel olmuş.Onur Gökşen’i tebrik ediyorum çok güzel bir iş çıkarmış ortaya.

Ben kitabın önemli bir kısmını okuyup bitirdikten sonra telefon geldi.Evde kaldığım yerden devam ederim diyerek telefonuma kaldığım sayfayı kaydettim çünkü yanımda getirdiğim kitapları sevgilime verecektim.

Uzun zamandır görüşememenin verdiği özlemle sarıldık birbirimize Kadıköy sahilde…( Bu başka bir hikaye.)



Kadıköy’ de gezerken en çok bıyıkları sigaradan sararmış adamlar dikkatimi çekti.Avrupa yakasında bunlardan pek görmemiş olmam da işin ilginçliklerinden biridir.Sarı bıyıklı adamlar nedense bana ilginç gelir farklı gelir ve nedense sigaradan bıyıklarının tam dudak kısmı sararan adamlar Kadıköy’e özgü insanlarmış gibi gelir.Saçları hafif dökülmüş, bıyıkları dudaklarına kadar uzamış ve tam orta kısımlar sararmış bir de kıvırcık saçlı ve bıyıkları seyrek olanlar var bunların bıyıklarının alt kısmı tamamen sararmış.Kadıköy’e özgü insanlar bunlar öylede kalsınlar.

Sabah kahvaltı için gittiğimiz ‘’Simit Sarayı’’ nda da görevlilerden uyarımızı aldık.Sabahın o saatinde Kadıköy bana ilk kazığını da atmıştı bu yaptığıyla.Halbuki hiçte uygunsuz bir durumumuz yoktu görevli yanaşıp ‘’beyefendi olmuyor ama’’ dedi.Haliyle orada artık durulamazdı.Sinirlendirmek için oldukça güzel bir yöntem bu yan yana oturan sevgiliyi ayırmak.Acaba hangi yobazların firması  ‘’Simit Sarayı’’ merak ettim.Bir daha da gitmemeye karar verdim.

Sokaklarda kol kola bile gezilmiyor neredeyse Kadıköy’de.İnsanlar garip bir şey yapıyormuşuz gibi yüzümüze bakıyor ilginç surat ifadelerine bürünüyordu.Bazen üstümüze gelip aramızdan geçmeye çalışanlar bile oluyordu bizi ayırmaya çalışırcasına ama yılmadık.Biz gezmemize eğlenmemize öpüşmemize devam ettik kimseyi umursamamaya çalışarak.

Şimdi gelelim sana Kadıköy bütün bu yaptıklarınla bana çok ayıp ettin bunun farkındasındır umarım.Kırk yılda bir sana gelen bir misafirim gelip hiç halini hatırını sormuyorum diye yaptıysan bunu, artık hiç gelmeyecek olmama neden oldun.Sana gelmeden önce daha çok seviyordum seni Kadıköy, artık seni sevmiyorum o kadar.Sen ben de kitaplarda yazıldığı gibi kal.

15 Mayıs 2011 Pazar

Düşünce, Söylem, İnandırıcılık.


Söyleyeceklerimden korkmam, önce düşünürüm.İlk aklına gelenin ağzına gelen insanlardan olmadım.Bir çoğu insan önce konuşur sonra düşünür diğer bir çoğu insan konuşur ve hiç düşünmez.Sadece düşünenlerin de işi zordur.

Bazen düşündüğümü söylediğim sanıyorum, oysa ki söylememişim.Bir şeyler anlatmak için hızlı düşünüp doğru kelimelerle doğru cümleleri kurmak gerek.Bunu yapabiliyorum bir çoğunun aksine ve inanmadığım bir şeyi söylemiyorum hiçbir zaman.

Söyleyeceklerimle önce kendimi inandırmalıyım, inandırıcılığın ben de var olması çok zordur. Kendi düşüncelerim de bile böyledir.Durum böyle olunca da söylediklerim etkileyici oluyor.Aslında bu kadarı fazla konuştuğum insana, inandırıcılığın oluşması bir çoğu insan da çok kolaydır.En fazla iki yalan arasına bir cümle koyarsın inandırıcılığı elde etmek için.Etkileyici olur, ancak inandırıcılığı bana göre inandırıcı olan bir konunun etkileyiciliği daha fazla olur.

İnsanlara fazla maruz kalıyorum.Neyse ki fazla düşünmem gerekmiyor insanlar karşısında, sığ düşünceliler toplumu.Ben, kendim için çok düşünüyorum…

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Partinin İğrenci (BİR)


Zaten bildiğim bir durumu bugün daha iyi idrak ettim.Doğum günü partileri sıkıcıdır.Belki de ben henüz gerçekten eğlenceli olan bir doğum günü partisine denk gelmedim.Hiç doğum günü partim olmadı, olanları da hiç sevmedim.


Arkadaşınla olan ortak arkadaşlar haricinde geleni gideni tanımazsın.Tanışma fasılları iğrenç olur.yani bu tanışma eylemi fasıl halinde yapıldığın da iğrenç olur.Tanışma esnasındaki el sıkışmada ayrı bir dandiklik, bir de öpüşmeye yeltenenler yok mu ? hemcinsimle el sıkışmayı sevmeyen ben bir de yanak yanağa geleceğim, yok canım ben almıyorum.

Ortamın da güzel olması lazım tabi, olmayınca olmuyor.Siz yanımdasınız neresi olduğu fark etmez diyeceğin türden değilse yanındaki insanlar olmaz.

Doğum günü partileri yapılmamalı, başka bir isim altında yapılması daha güzel olur.