24 Kasım 2011 Perşembe

Fuardan Sonrası


Fuardan önce bayram haftasında dönemlik bir iş bulmuştum orada çalışıyordum.Çalıştıkta ne oldu daha paramı bile alamadım.Paramı alamamış olmam başka bir konuda uzun uzun işlenerek sövgülerle süslenecek bir konu olabilir.Her neyse diyorum ve devam ediyorum bayramdan hemen sonrasına fuar geldi ve geçen sene olduğu gibi ilk günden daha fuar açılmadan girdim içeri dolaşmaya başladım.Bundan zaten bahsetmiştim.Yine geçen sene olduğu gibi gittim Okuyan Us yayınlarında çalıştım.Aslında ilk başta çalışmıyordum da sonradan çalışmaya başladım.Yani çalışacak mıyım ? belli değildi iki gün sonra belli oldu.İmza günleri geldi geçti, stant bir hayli kalabalıktı.Dizüstü serisindeki kitaplar çoğaldıkça imza günleri de çoğalıyor haliyle.Geçen seneden daha yoğun bir fuar oldu.Tabi geçen sene Cem Yılmaz’ın imza günündeki yoğunluğu yakalamak kolay değil onu saymazsak vardı bir yoğunluk.En çok dillerde olan Pucca’nın imza günüydü, orada da bir izdiham yaşandı.Orada yaşananların hepsine geri planda birebir tanık oldum.Pucca’yı arka kapıdan kaçıran ekibin içindeydim sonuçta.Tüyap’ın umursamazlığı sonucu oldu orada yaşanan kötü olaylar.Neyse ki sonra tatlıya bağlandı saatlerce süren güzel ve düzenli bir imza günü oldu.O gün bayağı yoruldum bir standa bir imza salonuna koştur dur derken bir de gece toplanıp fuardan çıkmak vardı.Ama bir kere yoğun tempoya alışıp çalışmaya başladım mı gerisi rahat geliyor benim için.Sevdiğim işi sevdiğim insanlarla yapmak çok daha etkileyici oluyor.

Bir hafta boyunca internetten konuşup görüşüp birbirimizi takip ettiğimiz birbirimizden haberdar olduğumuz insanların bir kısmı gelip gitti.Gelenlerle yüz yüze tanışmak iki lafın belini kırmak oldukça güzel oldu.Böyle durumlarda sanal ortamda yapılan geyiğin sadece orada kalmadığını yüz yüze tanışıldığında aynı samimiyetle muhabbetin devam ettiğini görmek çok güzel oluyor.İmza günlerinde tanıdıklarıma oldukça yardımcı olmaya çalıştım.Torpilci bir adamım, belki biraz da çıkarcıyımdır gün gelir benimde işim düşer.Yok ya o mantıklı düşünmedim hiç daha önceden tanıdığım insanlar sırada benim yüzüme bakarken ‘’sen bekle abi bana ne’’muamelesi yapamıyorum.Kısacası sanal alemdeki arkadaşlıkların saçma ve gereksiz olduğunu düşünenlere bizim yaşadıklarımız mükemmel bir kapak olur.

İki hafta boyunca tempolu çalışma şekline tam alıştım derken fuar da bitti.Elime geçen para bittiğinde ne yapacağım onu düşünüyorum.İlla ki bir şeyler bulunur duruma göre hareket edeceğim.Şimdilik iş ve tempoda durum budur.Bir de sosyal hayat var ki  orada son zamanlarda çok acayip şeyler yaşıyoruz ama bu başka bir yazının konusu olmayı hak edecek güzellik ve çeşitlilikte.

Fuar toparlanırken öylesine çektiğim bir fotoğraf...

13 Kasım 2011 Pazar

30. Tüyap Kitap Fuarı - 21. Uluslar Arası Sanat Fuarı

Geçen sene olduğu gibi bu sene de sabah erkenden kalkıp Tüyap otobüsüne bindim.Önceki tecrübesizlik ve tedirginlikleri atmış olarak ipodumdan gelen bangır bangır müzik eşliğinde otobüstekilerin saçma bakışları altında yaklaşık bir saat bir yolculuk geçirdim bu fuar alanı çok uzakta arkadaş.Hava da oldukça güzel bir soğuk vardı ama kat kat giyinmenin vermiş olduğu dayanılmaz sıcaklıkla soğuktan pek etkilenmedim.

Biten yolculuk sonunda koskaca otobüsten sadece iki kişi indik.Diğer ineni tanınımıyorum ama yanına boş bir çanta aldığına göre alışverişi çok olacak diye düşündüm.Sonra ise gördüğüm şu oldu ;
Hemen içeri girdim, saat on buçuk civarlarındaydı fuar daha açılmamıştı.Ben daha standlar kapalıyken gezmeye başladım.Sonra sıkıldım kapalı fuarı dolaşmayı tam Okuyan us standına yöneldim bir baktım onlar da yeni gelmiş standı açıyorlardı.Gittim yardım ettim.Sonra yaka kartımı çıkarttım fuar açıldıktan sonra başladım gezmeye.



Fuarın girişinde Her zaman olduğu gibi Penguen standıyla karlışıyoruz.


 

Biraz Yürüdükten sonra Leman bize merhaba diyor.


 
Olmazsa olmazlar arasında yer alan bir diğer karikatür dergisi Uykusuz'un standı yine oldukça güzel olmuş.


Karikatür dergilerinin standları geçen senelere göre bu sene daha uygun fiyatlı, geçen sene bir iki kitap poster ile eldeki paradan oluyorduk bu sene daha fazla kitap poster takvim bardak gibi ürünlerle paramızdan olacağız.Her zaman eski kitaplar dergiler yeniere göre daha ucuzdur ama bu sefer yeniler ve eskiler arasında fazla bir uçurum yok her ikiside oldukça uygun mutlaka uğranıp bir kaç şey alınması gerekir.

Gelelim Yayınevleri ve Kitapevleri standlarına.Neredeyse bütün yayıncılık ve dağıtımcılık sektörü burada.O yüzden her yeri tek tek fotoğraflamadım.Daha dikkat çeken standlara yoğunluk gösterdim.

Kampanyalar açısından bereketkli bir fuar haftası bizi bekliyor.Bütün standlarda indirim var özellikle bazı kitapevleri ve yaynevleri neredeyse %50 kadar indirim yapmışlar.Bunun yanında üç kitap şu kadar on kitap bu kadar gibi verdiğimiz paradan çok kitap sahibi olmamızı sağlayan kampanyalar mevcut.Tabi yeni çıkmış bestsell kitaplarda bunları beklemeyin.Geçen sene olduğu gibi ''ben fuara gittim her şey çok pahalıydı '' demeyin.Gezin ucuzunu bulun kenarda köşede kalmış o kadar iyi niyetli insan varki zaten yarı fiyatı olan kitap daha da ucuza vermeye hazır.Para değil Edebiyat kazansın mantığı bir çok kişide mevcut.

Birkaç dikkat çeken stand fotoğrafını paylaşayım sizinle.

Öncelikle Okuyan Us standı ilk oraya gitmiştim aslında.Geçen seneden daha güzel daha düzenli bir stand olmuş.

Ötüken iyi bir sloganla süslemiş standını ama daha iyisi vardı.


Can Çocuk çocuk gibi bir stand adına yakışır.


Can Yayınları yayınlarını sergilemiş.



Doğan Kitap'ın fikri geçen seneki standı nasıl değerlendiririz tarzında olmuş iyi de olmuş.



Az önce daha iyisi var demiştim.Bence daha iyisi Timaş yayınları olmuş.
''İyi ki Kitaplar Var''

Şimdilik kitap fuarında durum budur.Kitaplar dışında uluslar arası salonda bir çok etkinlik ve söyleşi mevut onun için etkinlik sayfasına göz atın derim.Gün boyunca söyleşiler çeşitli etkinlikler oluyor.Kitap fuarı için tavsiyem geçen sene ile aynı, kitap okumayı seviyorsanız cebinize her zamankinden biraz daha fazla para koyup buraya gelmelisiniz.Bir diğer dikkat etmeniz gereken şey ise eve dönerken çantanızın taşabileceğinizden daha ağır olmamasına dikkat etmeniz benimki yine öyle oldu daha ilk günden...


Gelelim Sanat Fuarına,bence burada şurası şöyle burası böyle denilecek bir taraf yok.Buranın gelinip görülmesi değerlendirilmesi lazım.Özellikle resim çalışmaları açısından mükemmel, gördüğüm bazı yanlışlar ise geçen seneden kalma bir kaç şeyin tekrar karşımızda olması.Onun dışında her şey kişinin kendi değerlendirmesine kalmış.

Buradan da bir kaç fotoğraf.

 
 



 
 

 










Özet geçmek gerekirse ki Gidin Görün Kitap Alın...

7 Kasım 2011 Pazartesi

Seni Sevenleri Bir Bir Öldürmeyi Düşünüyorum

‘’Bazen gerçekten söylemek istediğim bumuydu diye düşünüyorum.Söylediğim her söz sonrasında düşünmüyorum bunu, söylediğim her söz öncesinde o sözü söylemişim gibi düşünüyorum bu daha iyi bir etki bırakıyor kuracağım bir sonraki cümle için ve bazen söyledim sanıyorum düşündüklerimi…’’




Evet gerçekten seni seven herkesi öldürmeyi düşünüyorum.Düşündüğüm oluyor sana ilgi gösterenleri bir bir yok etmek.Aslında onlara dönüşü olmayan bir uçak bileti bile alabilirdim ama ne yazık ki hepsinde telefon numaran var.Hattı değiştirmek sana olan sevgilerinin önüne geçmek için bir engel değil.Buna engel olmak istemiyorum yani sana ulaşmalarına, sana ulaşmakta bir problem yok bence ama sana ilgi göstermek için ulaşanlar ve ulaşmaya çalışanları bu dünya üstünde görmek istemiyorum.Uzayda oksijensiz ortamda bile karşılaşmak istemiyorum.Benim karşılaşıp karşılaşmamam değil problem onların seninle karşılaşmak için girdikleri çabalar.Gerçekten var mı böyle çabaları ? biliyorum var.Sen benden gizliyorsun bunların çoğunu, belki de sende istiyorsundur.Onların bir şekilde seninle karşılaşma çabalarında bulunmalarını bu çabaların sonuç vermesini ve seni sevip ilgi göstermelerini.Ama bu çabaların sonuç vermesi için senin de bunu istemen gerek.Yoksa sen de mi istiyorsun ? Paranoyakça düşüncelerimin önüne geçemiyorum biliyorum kendim ‘’paranoyakça’’ diyorum.

Seni kimse sevmesin demiyorum arkadaşların yine sevsin seni ama arkadaşça sevsinler umursamadan sevsinler.Sana normal bir arkadaşın göstereceği ilgiden fazlasını göstermesinler.Mesela sen üzüldüğünde basit teselli cümleleri kurup geçiştirsinler, seni tekrar mutlu etmek için uğraşıp başka şeyler yapmasınlar.Biliyorum yapıyorlar, sen mutlu ol ama onlar etmesin.Başkalarıyla saçma sapan esprilere gül, hayata gülme.Çünkü hayata benimle gülmeni istiyorum, benimle gülüyorsun mutlu oluyorsun, başkasının bunu yapmasına gerek görmüyorum zaten olmamalı.

Sonra çıkıp sana diyorum ‘seni sevenleri bir bir öldürmeyi düşünüyorum.’’.Ne kadar da manyakça geliyor kulağa ilk duyulduğunda oysa anlattıktan sonra ortaya çıkan manyaklık ilk duyulanın yanında hiç kalabilir bazen, bu onlardan biri değil.İlk duyulduğunda büyük bir psikoloji karmaşası çıkıveriyor ortaya anlattıktan sonra ise bambaşka şeyler.Anlattığım şeylerde ne demek istediğimi anlatmak isterdim ama bu oldukça saçma değil mi ? zaten anlatmış olduğum bir şeyi tekrar orada ne anlatmak istediğimi anlatmak.Gerekirse anlatırım ama işin özünde söylemek istediğim çok basit aynı bir şiir gibi bir şiirin konusunu işlemek gibi. Evet ben ‘’Seni Sevenleri Bir Bir Öldürmeyi Düşünüyorum.’’