20 Ocak 2012 Cuma

Kafayı Yemiş Parodi

Büyük bir pişmanlık yüzünden delirmiş olabilir miyim ? İnsan başkasının yaptığı şeyden pişman olmaz, kendi yaptığım hatanın pişmanlığıyla birlikte oturuyorum bu bankta sanırım aklımdan geçirdiğim son aklım başımda cümleler bunlar olacak.

Kaç gündür buradayım bilmiyorum, belki de hiç burada olmadım.Denizin en dibinde kocaman bir kaya var, işte onun üstünde oturuyorum.Tek başına büyük bir dalga kıran gibi.Kalkıyorum biraz daha geriye gidiyorum.Şimdi sahilde yürüyenler beni görebiliyor.Bense avazım çıktığı kadar bağırıyorum moda sahilinden denize, ne diye bağırdığımı bilmiyorum, bağırdıkça gözümden yaşlar akıyor, aktıkça sesim çatallaşıyor, dalgalar slow motion olup geliyor üstüme az önce oturduğum kaya hepsini kırıyor.Benim içimde de böyle bir şeye ihtiyacım varmış o kayayı gördükçe hatırlıyorum.

Sanırım kafayı yiyeli çok zaman geçmedi, en son sevgilimim yanına giderken sakallarımı düzeltmiştim hala fazla bozulmuş değiller.Aynaya bakmayalı çok oldu gibi geliyor ama düzgün olduğunu hissediyorum.Sahilde bir bankta sakince denize bakarken birden sinirlenip ayağa kalktığımda ‘’Ne diyorsun lan oradan?’’ diye bağırıyorum, o sırada sahilde yürüyen bir çift bana garip garip bakıyor ne ile kim ile kavga ettiğimi çözmeye çalışır gibi, kız erkeğe deli galiba diyor, erkek hiç de deliye benzemediğimi söylüyor arkalarına baka baka yürümeye devam ediyorlar.Ben o sırada sinirlendiğim esintiyle sorunumu çoktan çözmüş tekrar banka oturmuştum.

Yanımdayken kendimi hep iyi hissederdim.Ama O iyi değilken bende iyi hissedemiyordum.Belli etmiyorum ama o iyi olana kadar bende değilim.İyi olsun diye iyiymiş gibi yapıyorum, içim kan ağlayarak duruma saçma bakış açıları getirip hafif gülümseme havası yaratmaya çalışıyorum.Ama olmuyor, durduramıyorum içimdeki üzüntüyü ağlarkan elimi yanağına götürüyorum.Ağlıyor bir şey söylemiyor ama bakışlarından çok şey anlıyorum.Sonra pişmanlığımı anlatıyorum, bir anlık karamsarlığıma denk geldi olmamalıydı diyorum.Kafamdaki durmayan ses, sen her zaman karamsarsın diyerek zorluyor beni.Gözlerimi silmek için bir an gözümü kapatıyorum.Açtığımda ise hiç kimse yok, uzaktan bana sanki deminden beri burada tek başıma oturuyormuşum kendi kendime konuşuyormuşum gibi bakanlar dışında.


Sanırım buraya kadardı, ya da yazmaya başladığımda buradan sonrasını unuttum.Ama buradan sonrası hiç olmamış gibi geliyor, buradan öncesi de hiç olmadı…

18 Ocak 2012 Çarşamba

Muhtemelen İlk Yazı

Her sonun bir başlangıcı olduğu gibi her son aslında bir başlangıçtır.İkisi de aynı şey yani.
Yeni yıla girişimizler birlikte her sene olduğunu gibi hiçbir şeyin değişmediğini fark etmek oldukça güzel.Sadece takvimin senede bir kere değişen yıl kısmı değişti. Ben ‘’Muhtemelen Son Yazı’’ da siz söylemiştim bir beklentiniz olmasın diye.Gördüğünüz üzere beklentilerinizin şimdiden karambole geldi.

Bazı zamanlar olur her şey o kadar iyi başlar ki şaşırmamak elde olmaz böyle durumlarda.Her işiniz ters gitmiştir ama o gün bambaşkadır.İşte ikibinoniki  böyle başlamadı.En azından durum şuan bunu gösteriyor, benim hayat göstergelerimde.Derin bir depresiflik, maddi sıkıntılar bir anda yüklendi üstüme nasıl oldu ben bile anlam veremedim.Bu sorunlar zaten vardı ama bu kadar ağır basmamıştı.Biliyorum zaman geçtikçe aşılamayan sorunların yükü artıyor, bunun yeni yıla denk gelmesi sonucunda yılın iyi başlamamış olduğu bağlantısını kuruyorum.Bakın bu bir beklenti değil olan olayları ilişkilendirme.

Şu aralar ise olur mu olmaz mı bilmediğim daha önce kalkışmadığım bir proje üstünde düşünüyorum.İşin özü ticarete dayanıyor.Bakalım neler yapabileceğiz.Öncelikle fikrim az parayla riski büyütmemek çünkü batma olasılığımız çok yüksek ve işe belirlediğim miktarla girişebilecek olmam güzel tarafı.Para kazanmak önemli, para kazanmak için riske girmek gerek, elimizdeki paradan da oluruz mantığıyla bir adım bile ileri gidilemez.Tedbirli ve adımları sağlam atmak gerek.Bu her işte böyledir.Bana kalsa çok daha büyük işler girişeceğim ama bankalar henüz bana kredi vermiyor.

Üstüne gelip biraz zıplamam gereken başka bir konu daha var.Durum bildiren yazılar yazmaya başladım son zamanlarda.Böyle bir konuyu ele alıp romansı denemeler yazmıyorum.Aslında var birkaç tane ama yayınlamadım.Tamamen içime sinmeyen şeyi buralara çıkarmıyorum.Önemli olan okuyanın değil benim beğenmiş olmam, her zaman söylerim bunu.Öyle okuyucular var ki okuduğundan bir bok anlamaz anlamadığı gibi anlamaya da çalışmaz.Bunlar kütük gelmiş takoz gidecekler.

Sağım solum belli olmaz kısa zamanda birkaç yazı  birden yazabilirim ya da hiçbir şey yapmayabilirim.Başarılı bloggerlar nasıl başarılı olmuşlar diye bir yazı okudum geçenlerde, ana başlık düzenli olarak yazmaktı, evet buradan kaybediyorum.Amaç bloga çok fazla insanın girip çıkması değil, okuması aslında başarı budur.Sürekli aktif olmak trafik arttırır, reklamım olmadığından bu da bana yaramaz.