14 Şubat 2012 Salı

Ben Moda Bloggerı Değilim - İFW


Bildiğiniz üzere geçen hafta İstanbul Fashion Week  gerçekleşti.(Bilmiyorduysanız şimdi öğrendiniz.).Defilelerden bir hafta önce sevgilimin mail kutusuna davetiyelerimiz gelmeye başladı.Aslında O’nun modaya benden çok daha fazla ilgisi var normal olanda bu zaten ama o kadar olmasa da bende modayla ilgili olmayı seviyorum.Madem davetiyelerimiz geldi diyerek, hemen alışverişe çıktık.Bir sürü şey denedik, gördüğümüz ve beğendiğimiz her elbisenin her kıyafetin eleştirisini yaptık.Koskoca bir haftayı gelen mailler, yazışmalar haberleşmeler ve alışveriş ile geçirdikten sonra ilk defile günü geldi.

İlk günden ilk defileye gitmedik, belirlediğimiz defileler vardı bunlardan ilk gün olanlar Tuvana Büyükçınar , Atıl Kutoğlu ve Zeynep Erdoğan  & Günseli Türkay’ dı. Hazırlanmamız biraz uzun sürmüş olacak ki Tuvanam’a geç kaldık. Biz içeri girdiğimizde her yer doluydu bir süre ayakta kaldık.Defilenin başlamasıyla da iç hoplatıcı müziklerde başlamıştı.Daha sonra izleyen defilelere girdik.Atıl  Kutoğlu çok kalabalıktı ilk günden böyle bir kalabalık hiç düşünmüyorduk.Odakule’den günün son defilesi için  W Hotel geçtik, orada ise normal bir barın görebileceği kalabalığın iki katı vardı.Konsept olarak çok iyi düşünülmüş bir defileydi, ‘’After Party’’ de oldukça iyi geçti.

Perşembe günü uykumuza yenik düştük ve sevgilimin çok istediği Tuba Benian defilesini kaçırdık.Madem kaçırdık diyerek evde zamanı umursamazca kahvaltı yaptık.Daha sonra gitmek için hazırlanıp dışarı çıktığımızda vazgeçip yönümüzü Capacity AVM’ye çevirdik ve yine alışveriş gezintisini başlattık.Günün sonunda evde yorgun bir vaziyette günün kritiğini yaptık.

Cuma gününe gelecek olursak bu aynı zamanda bizim son gittiğimiz defile günü olarak kayıtlarımıza geçti.İkimizin de merakla beklediği Studio Kaprol defilesine hazırlıklarımızı bitirip büyük bir istekle gittik.Defile çok iyiydi, özellikle bir kazağı ikimizde çok beğendik zaten bu kazağı beğenmeyen olmadı sanırım.Sıra geldi neredeyse herkesin defile çadırına doluştuğu Cengiz Abazoğlu defilesine ki zaten kötü olan defileler organizasyonunun tam olarak boku çıktığı yer oldu.Defile çadırı kaç kişilikti bilmiyorum ama davetli ve davetsiz olarak girmeye çalışan insan sayısından iki tane daha defile çadırı dolduracak kadar insan vardı.Defilede sergilenen kıyafetleri ben beğenmedim, beğendiklerim sayılıdır.Zaten sergilenenlerin çoğu adL’ de satışta olacak diye biliyorum.

Defileler, elbiseler, ayakkabılar, çantalar, tasarımcılar her şey çok iyiydi.Davetlilerin hepsi çok şıktı ( araya kaynayan pazara gelmiş tipliler hariç.) Güzel vakit geçirdik, yeni insanlarla tanıştık bol bol fotoğraf çektik.Fotoğraflardan bazılarını aşağılara bakarsanız göreceksiniz.

Gelelim işin kötü tarafına, organizasyonu kim yaptı araştırmadım.Çok kötü, kaliteden uzak bir organizasyon vardı.İnsanlar bedava ekmek almaya gelmişte izdiham  çıkmasını engellemeye çalışan saçma güvenlik görevlileri vardı.Girişlerde sıra olunması için şerit koymak yerine beş tane güvenlik görevlisi el ele tutuşup canlı şerit yaptılar.Ancak bu kadar saçma bir organizasyon olurdu Moda’ya yakışmayan bir organizasyon yapılmıştı.

Defileyi, organizasyonu boşverip benim için asıl önemli olan kısımdan bahsetmem gerekirse, o da sevgilimle mükemmel zaman geçirmiş olmamdır.Bir hafta boyunca sabah akşam beraber  olup, gezip dolaşmak, mağazalarda birlikte kıyafet beğenip her denediğine yorum yapmak,  birbirimizle ilgilenmek için bulduğuz bolca vakit ikimizde çok mutlu etti.Bunları daha fazla detaylıca yazmıyorum pek yaptığım bir şey değildir zaten.

Birkaç tane fotoğrafı buraya bırakıyorum…