14 Eylül 2013 Cumartesi

Anlatıyorum no.5 Son

Merhaba,

Uzun bir aradan sonra tekrar buraya bir iki çizik atmak istedim.Bunu istememin sebebi ise ulan acaba ne oluyor oralarda bir yerde bir blogum vardı diye girip bakmamdan kaynaklandı.Daha önceden girenler olduysa bir iki ufak değişikliği de fark etmişlerdir.Bir süre önce peş peşe yazdığım ‘’Anlatıyorum’’ serisi bu yazıyla son bulacak eğer diğer dört yazıyı okumadıysanız bazı şeyleri belki anlamazsınız ama hepsinden bağımsız ve ‘’Anlatıyorum’’ da oluşturduğum tarzdan uzaklaşmayan bir diğerini okumadıysanız bile içindeki nefreti görebileceğiniz bir yazı olacak diye umuyorum.

Anlatmak istiyorum şimdi bazı şeyleri ve bu bazı şeyler kimlerin canını yakar umurumda bile değil tek umurumda olan yazdığım her şeyi bir tarafından kendine yontup da benim ayarımı kaçıran tiplerin okuduklarını iyi anlamaları gerektiği ve yarın öbür gün burada yazdıklarımla karşıma çıkmamaları yoksa saygı ve birazcık olan saçma sapan sevgiden hiçbir şey kalmayacak oraya güzel bir küfür gelecek.

Kısa zaman içerisinde çok şey gördüm ve aydınlanma gibi bir şey oldu.Bu aydınlanmanın bana getirisi ise geçici bir karanlıktan başka bir şey olmadı.Kardeşim dediğim insanlara kardeşim dediğim için artık kendime küfrediyorum onlara değil.Benim küfürlerimi bile hak etmeyecek kadar küçük aşağılık insanlık dışı saçma sapan oluşumlarmış.Ben karşımdakine iyi niyetle yaklaşıp onun için bir şeyler yapmak isterken o benim arkamı dönmemi beklemiş her zaman, tabi işte arkadaşlık dostluk bunun içindir be orospu çocuğu kardeşim derken nasıl da geleceği düşünen bir şeytanmışsın içten pazarlıklı adi yaratık.Yine tutamadım kendimi düşününce olanları.Olanları anlatmıyorum sadece nefret var şuan ve sadece çıkar ilişkisi için değil başkalarının aklıyla hareket eden kardeşe ne diyeceksin.Arkamdan yediğim laflar az da olsa kulağıma geliyor, kulağıma gelmesini siktir et gözlerimle görüyorum mesajları hakkımda konuşulanları tabi yaa kardeşiz ya hani, kimisi de işi düşünce arayan tip hani şu çıkar ilişkisi gibi olan ama ondan farklı.Çıkar ilişkisi olan kendini büyük çakal sanıyor ben en büyük çıkarı yaptım götüne koydum bıraktım sanıyor ya sanmaya devam etsin.Bir diğeri ise sürekli çıkarcı işi düşünce arar kardeşiz ya yardımcı olurum yaparım dediğini kral olurum birden, sonra bir bakmışsın aylarca ortada yok bunların kişiliği değil ruhu ibne artık.Gerçi ibnelerin bile bir tercihi bir haysiyeti var bunlarda da olsaydı ya biraz.Kafaya takmamak elde değil, bir süre sonra yapılanlar koymaya başlıyor artık bana da çok koydu.Daha fazla koymaması için noktayı koydum dostluklara ve bir araya gelindiğinde içilen birkaç kadehin hatırıyla götümü sikmek peşindeki gülümsemeleriniz geldikçe aklıma iğreniyorum başka bir şey değil.Bunları karşımdakilerin değerinden veya unutamamamdan değil kendi sinirimden yazıyorum.


Verilen emeğin hakkını emeği verdiğin zaman alman gerektiğini de çok iyi öğrendim ama bunun kahpe kardeşlerimle hiçbir ilgisi yok.Gün gelir nöbet tutarsın ve o an orada mutlusundur bunu istemişsindir geleceği düşünürsün güzel şeyler olacağını düşünürsün.Verdiğin emeğin karşılığını bugün almasan bile yarın alacağını düşünürsün güneşli günler bizi bekliyor dersin, çünkü artık bireysellik bitmiştir biz olmuşsundur.O an bırakıp gitmek yoktur hiç aklında çünkü ortada zor bir durum vardır.Şimdi kalkıp gitmek istesem bacaklarıma yapışırlar ‘’aman gitme’’ diye o an aklına bile gelmez ama büyüteci yaşanmışlığa çevirince görürsün olan biteni.İşte bu salaklığa da düştüm.Düşe kalka öğreniliyor ya öğrenmenin yaşı yok ya ondan oluyor.Bu paragrafı uzatırsam küfürlerin ardı arkası kesilmeyecek biliyorum potansiyeli çok büyük bitsin gitsin…



Toparlandı mı yarım mı kaldı hiç bilmiyorum ama ‘’Anlatıyorum’’ bitti.Be amına koduğum hiç mi güzel şey olmadı diye soracak olursan, oldu tabi ki ama bu başlığın altında anlatılacak şeyler değil.

7 Mart 2013 Perşembe

Anlatıyorum no.4


Şimdi çıkıp yazsam ‘’bazen kendi kendime düşünüyorum’’ diye içime sinmeyecek çünkü ben sürekli kendi kendime düşünüyorum.Düşündüğümün kurgusunu öyle bir hale getirip aktarıyorum ki başka ihtimal kalmıyor görebileceğin…

‘’Nankör orospu çocuğu’’ demek isterdim yüzüne ama bazı insanların yüzüne bu kadar net olmak istemiyorum.Çünkü bu neler yapabileceğimin fragmanını karşı tarafa inceden hissettirmek oluyor.Herhangi bir şey yapmayacağım birinin yüzüne gözlerinin içine baka baka ‘’nankör orospu çocuğu’’ demem eğer bir nankörlük söz konusu ise bunu yapacaklarımı kafamda tasarlarken kendi içimde bolca tekrar ederim.Herhangi birine edecek herhangi bir küfür bulabilirim içinde herhangi bir tasarlama bulunmayan.

İyilik yapmayalı uzun zaman olmuştu.Belli ki kazık yemeyeli de bir o kadar olmuş.İyilik yapmak kazık yemekle eş değer bu içine sıçtığımın hayatında.Sonra ‘’kötü insan’’ oluyorsun sana bu kötü yakıştırmasını yapan kahpe, şereften yoksun bireylerden daha pis bir durumdaymışsın gibi.Yaptığım onca şeyden sonra bütün bunların hiçe sayılması koyuyor bana, yanlış bende mi ? yoksa karşılık beklediğimden mi ? emin olamıyorum.Sonuçta karşılık beklemeden iyilik yaparsın, eğer yakınında olan bir insana yapıyorsan bu iyiliği en azından o kişinin gözünde yerinin biraz daha iyi biraz daha güzel bir yerde olması gerektiğini düşünürsün, düşünüyorum.Ama ne yazık ki öyle olmuyor, karşımdaki ‘’nankör orospu çocuğu’’ hiçbir şey yapmamışım ve saf kötülükten ibaretmişim gibi davranıyor.Söylediğim her sözden kendi deliğine sokacak bir tıpa arıyor, bir şekilde uyduruyor.

Bana yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmamaya çalışıyorum.Çünkü insanları tanımanın en iyi yöntemlerindendir.Bir insanın bana yaptıkları karşında iyi veya kötü olup olmadığına karar veririm.Ama belikli karşımdaki nankör kitle böyle düşünmüyor ve benim neler düşündüğümü fark edemiyor. 

Artık iyilik yapma, yapacaksan denize bile atma kendine yap.

Aslında bu yazının konusu bu değildi ama kafamdaki düşüncelerin orta yerine ince ve derin bir kesik attı nankörlük ve bunu yazıyorum.Yazmayı düşündüğüm şey ise bambaşkaydı artık no.5te ondan bahsederim.

2 Mart 2013 Cumartesi

Pazartesileri Şaşırdım Salı Günü Çarşamba Değilmiş.


Hayat sendromal ritimlerle devam ederken amaçsız bir Şubat ayının ortasında buldum kendimi.Başını hatırlamıyorum son zamanlarda böyle bir problemim var hatırlayamama, o yüzden direk ortasından daldım Şubat ayına ve hayli kısa olan Şubat bir haftada geçti gitti hayatımdan.

Hatırlayamama çok kötü bir şey kendini bilmeden bir şeyler yapmakta öyle.Yaşadıkça idrak ediyorum bütün bunların ciddiyetini.Ama ben hayatta hiçbir şeyi ciddiye almıyorum, hayatı ciddiye almıyorum, yoksa hayat mı lan bu ?.

Ortasından daldığım Şubatın kısa olması nedeniyle bir anda kendini son haftasında buldum ki ne buluş.Koskoca bir haftasonu bitmiş ve pazartesi olmuş işe gelmişim çalışmışım eve gelmişim.Sonra sabah olmuş tekrar işe gitmişim.İşte işin ilginç kısmı pazartesiyi hiç hatırlamıyorum, Salı gününü pazartesi sanıyorum, ve salı gününü yaşarken çarşamba günüymüş gibi yaşıyorum.Salı akşamı kapıdan içeri girdiğimde pazartesi kafası yaşıyordum, nasıl olduysa birden aydınlandı ortalık Salı gününde olduğumu anladım.Sonra gün içine baktım ‘’ulan bu nasıl Salı’’ dedim aynı Çarşamba gibiydi.Sonra bir şekilde ay sonu geldi.

Zaten kısa olan şubat beni iyice ambale etti.Şubatın bana tek artısı artık tam olarak ikibinonüç yılında olduğumuzu idrak ettirmek oldu.Bu nasıl oldu onu da hatırlamıyorum.


18 Şubat 2013 Pazartesi

Anlatıyorum no.3


‘’Kader kahpe kader’’ derler ya hani kader mi kahpe olan yoksa hayatında ki insanlar mı kahpe.Kaderin yaptığı mı kahpelik yoksa hayatındaki insanların yaptıkları yüzünden mi kadere kahpe sıfatını yüklüyoruz.

Bu sefer ne bir masa var ne de karşı karşıyayız.Hayat işte bir şekilde bir aradayım bu insanlarla ve onların yaptıkları bir şekilde etkiliyor hayatımı.Her ne kadar onların hayatımı etkilememesi için kendimi  korumaya almaya çalıştığım görünmez psikolojik bir koruma kalkanım olmasına rağmen kalkanı doğrudan delebilecek yere sahipler hayatımda.Ne olursa olsun kendimi uzak tutmaya çalıştığım oyunların içine düşürüldükçe kalkanı paramparça ettiklerini fark ediyorum.

Yalan yalan üstüne geliyor, ben biliyorum yapmacık gülüşleri görüyorum.Sanıyorsun ki ben senin yapmacık gülüşüne inanıyorum ve susuyorum.Eğer susmazsam kıyamet kopacak biliyorum ve senin derdin o kıyameti bana koparttırmaya çalışmak farkındayım.Ama senin farkında olmadığın bir şey var açığımı yakalamaya çalışıyorsun bunu yapamadıkça daha farklı şeylere saldırıyorsun kendini çok açık ediyorsun.Benim açığımı yakalamaya çalışırken kendini açıyorsun saçıyorsun dağılıyorsun.

Bende güven yok inanmıyorum olanlara.Sen ben inandım sanıyorsun.Belki sende benden uyanıksın bütün bunları bilip üzerime oynuyorsun.Olsun ben senin üzerime oynadığını biliyorum ya sen istediğinin farkında ol beni yakalayamazsın.Yakalamak için girdiğin türlü uğraşlar sonucu senin aldığın sıfat kahpe…

5 Şubat 2013 Salı

Anlatıyorum no.2


Bu sefer senin daha zor anlayacağın belki de saçma sapan anlamlar yükleyeceğin şeyler olacak.

Karşımdaki sen veya bir başkası ama bu masada oturuyorsak önemli olan karşımdaki, sağ veya sol yanımdaki değil.Bu masada oturuyorsak herkes yanımda demektir.Çünkü masa öyle bir şey ki karşımda olacak adamla masaya oturmam o oturdum zanneder ama ben oturmam.Gören herkes karşımdaki adamla aynı masada oturduğumu görür ama ben o masada değilimdir.Bu anlaşılması çok kolay bir şeydi, umarım ne dediğimi düzgünce anlamışsındır.

Seninle onunla ya da diğerleriyle hiç oturduk mu biz bir masaya ? masada rakı olabilir, meyve suyu da olabilir ne fark eder oturup konuştuk mu bir şeyler, konuşmasak bile olur.Hiç karşılıklı oturup sustuk mu biz seninle ? Peki ben senin karşında otururken anladın mı ben senin yanında mıyım yoksa karşında mıyım ? Bu soruma düşünerek cevap veriyorsan eğer en başta yazdıklarımı anlamamışsın demektir ve şimdi sorduğum soruya ne cevap verirsen ver o cevap değil benim için saçmalık olacaktır.Hiç düşünmeden bir cevap veriyorsan, senin her söylediğine açığım ben düşünmeden konuşup düşünmeden bir cevap verip söylediğin şeyin doğru ya da yanlış olduğunu masaya döküp benimle tartışma konusu yapıyorsan, söyle ben senden gelen her konuyu konuşurum, kırılmam, hiç bozulmam.

Oturduk bu masaya artık arkadan konuşmacalar kalmadı ve her şey yüz yüze konuşulacak hissi vermeye çalışıyorsan onu yemezler.Burada konuştuğumuz her şeyi aleyhimde delil olarak kullanacak ve yeri geldiğinde yüzüme vuracaksın biliyorum.Bu masada yan yana oturuyorsam seninle öyle şeyler olmayacak, zaten olsa bile haberim olan danışıklı işlerimiz olacaktır.Eğer karşında oturuyorsam sen yapacaklarını yap ve yanında oturuyorum hissinden bir yere ayrılma…

2 Şubat 2013 Cumartesi

Anlatıyorum no.1


Şimdi yazacaklarımı iyi okuyun.Tanımadığın adama adam demeyeceksin.Önce tanıyacaksın adam mı bir tartacaksın sonra yeri gelirse başka bir ortamda adam diye bahsedeceksin onun haberi olmayacak ama onun adını yücelteceksin adamsa hak ediyor bunu hayatınızı çok fazla adam girmiyor biliyorum.Eğer adamsanız aynısı sizin içinde yapılıyordur.Adam olmaya cinsiyet yüklemeyin sevgili beyler ve hanımlar.

Arkamdan dönen veya dönmesi gereken oyunların hepsi gün yüzüne çıkmış.Arkamdan konuşmayı bile beceremeyen ucubelerin arasında kalmış yalandan gülümsüyorum.Bu gülümsenin altındaki nefreti görebiliyor musun ? eğer görüyorsan tebrik ediyorum seni.Sizin hayatınıza benden daha iyi bir yalancı girmedi beyler ve hanımlar.Belki de arkamdan konuşmak istemiyorsun sevgili ucube direk yüzüme konuşuyorsun da ben seni arkamdan konuşmayı beceremeyen bir kişiliksiz sanıyorum.Bu arada sevgilim konunun seninle bir ilgisi yok, sergilediğim tiyatronun senaryosunu sadece sen biliyorsun sana yalan yok sana yalan varsa bu ucubeler gibi olmayı kabul ediyorum.

Kafanızda kurduğunuz oyunların baş rol oyuncuyum öyle değil mi ? aslında kendinizi başrol sanıyorsunuz.Bence hain planlarınızın içindeki haini göremiyorsunuz.Bir kişi karakter veya kuruma hakaret sinir yok burada bir kendine bak bir de aynaya aynada kendini mi görüyorsun bence de artık şüpheye düşme vakti .Peki şüpheye düştüğünde ne olacak , düştüğün yerden seni kim nasıl ne şekilde çıkaracak onu düşündün mü  ? aman düşünme düşmeden düşünme ki düşünce düşünecek bir şeylerin olsun.

Bu burada bitmez.
Sen geldiysen ya da sana geldilerse bekle, ben daha çok gidip geleceğim.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Bende Girdim

Bütün seslerin kesildiğini hissettiğim, bir anda ardı arkası kesilmeyen patlamalar duymaya başladım.Patlamaların hemen ardından, renkli ışıklar sardı etrafımı, her patlamadan sonra başka bir renk alıyordu koskoca Bostancı sahili.Patlama sesleri ve değişen renk huzmelerinin arasına onlarca insanın bir arada alkış sesleri eklendi derken bir şampanya şişesinden fırlayan mantar hemen önümüzde duran kayalıklara düştü.Kolumda bir acı hissettim, sol kolumda.Bütün bu ses ve ışık olaylarından ürkmüş koluma sıkı sıkı sarılmış sevgilim.Sesler, renkler, ışıklar ve kokular her şey bir saniyede olup bitiverdi.Dudakları dudaklarımda ‘’Seni seviyorum’’, ‘’Bende seni seviyorum sevgilim, beraber girdiğimiz ikinci yeni yıl’’…