17 Ekim 2014 Cuma

Sonrası Olanlara ve Olacaklara

Özgür'e, varmış gibi yaptığımız özgürlüğümüze ve şiire.Haysiyete ve olmayan şerefinize, dostlara, arkadaşlara ve yol verdiğim ve vereceğim bütün yavşaklara. Unutana, unuttuklarını hatırlayıp yine de soyunanlara, çıplakken düşünmeyenlere ve çıplakken çok fazla düşünüp geç  gelenlere ve bir anlık var olup gelemeden gidenlere,

Eğlencesinden soğutan hayatın saçma melodisine,
Görünmezlikten korktuğunu sanan ortalıktan ayrılmayanlara,
Egosunu nasıl tatmin edeceğini şaşırmışlara,
Üç kuruş paraya köpek olabileceğini kabul edip dönenlere,

Sözün özüne gelemeyenlere, tükendiğini sananlara ve ayakta kalanlara, ayakta kalmayı başaranlara, yıkıldığını belli etmeyenlere ve içindeki çöküntülere rağmen savaşanlara,

Gecenin bir yarısı hiç kimseyi umursamadan içinden geldiği gibi baş kaldırırcasına sokakta olanlara,
Bir köşeye çekilip sessiz sakin gibi görünen içinde fırtınalar koparanlara inat birasını içenlere,
Yitip gitmişliklerin geri gelmeyeceğini bile bile aynı şeyleri yapmaktan vazgeçmeyenlere,
Gecenin karanlığında ya da sabahın en aydınlık zamanında aniden alkolü bırakanlara,

Söz verenlere, önce sözünde durmayanlara, yerinde duramayanlara ve sözünde her zaman duranlara ve sözünde her zaman duramayacağını bilerek söz verenlere, söz ağızdan çıktıktan sonra dönüşü olmadığını bilenlere buna rağmen döneklik yapanlara, hata yapanlara, hatasını kabul edip özür dileyenlere ve her ne olursa olsun özür dilemeyenlere, kabahati hep kendinde arayanlara, kendinde ararmış gibi yapanlara, kendinde bulanlara ve başkasına kabahat yüklemekten vazgeçmeyenlere.

Paramparça olmuş kalpleri göre göre belki elimden bir şey gelir çabasıyla hala birilerini sevenlere kalplerini onarmaya çalışanlara,

Üzülenlere, üzülenle üzülenlere kendisi için üzülenlere kendisini siktir edenlere kendisini siktir etmiş gibi yapıp kendisi sevilsin isteyenlere,


Yalanlara en sevdiğim yalanlara içinde benim olduğum kendi yarattığım önce benim sonra hepinizin inandığı yalanlara ve yandaşlarıma, tilkilerime kafamın içinde dönüp duran uçuşan hiç bitmeyen düşüncelere, özlediğim ama istemediğim sessizliğe.

1 Nisan 2014 Salı

Sanırım ve Yanılırım


Okuduğum kitaplar birbirine girdi, aynı anda farklı karakterler bir romanda ya da bir şiir de karşıma çıkıyor.Olmaması gereken yerde olmaması gereken bir adam olmaması gereken bir şarkı söylüyor ve dinlememesi gereken bir kadın o hüzünsüz şarkının sözleriyle yüzünde anlamsız bir gülümseme ile göz yaşı döküyor.Kendini, işlenmiş cinayetlerin ortasında pipo içerken bulan bir çocuk beliriyor zihnimde şimdiki suç mahalli ise bir muhasebe bürosu ve orayı evi gibi benimsemiş bir adam var.Gözleri mor çekmiş serseriler evlerinde televizyon izleyerek anlamsız akşamlardan birini geçiriyor.Sokakta bir aile ateşin başında ucuz bir şarap içip ısınmaya çalışıyor.Yürüyorum kafamdaki o sonsuz boşlukta uzun uzadıya hiç bitmeyecekmiş gibi devam eden kaldırım taşlarından oluşmuş iki adımdan geniş olmayan zeminde, etrafta ise insanlar var.Hiç biri bana bakmıyor beni görmüyor ben her seferinde onları yaratıyorum kendimle konuşurken.Sen bu şiirlerin bu romanların, öykülerin, basitliklerin, yüceliklerin ve içimdeki sevdanın hiç bir yerinde yoksun, sadece ben varım bir de sensizlik var.Ölüm gibi bir sessizlik var hiç gidip görmediğim bir yerde kafamın içinde bir yerde ve şuan o kadar çok ses var ki ben duyamıyorum o sessizliği, yürüdükçe uzaklaşmak, sustukça, rahatsız edici seslere maruz kalmak ve özlemek bazen sesi bazen bir teni, nefesi, yürüyüşü, duruşu, bakışı, kalp kırmalarını dahi özlemek, özlemek beter özlemekten.Ama anlattıklarımın ne ilgilisi var benden ne senden ne de hayattan.Sessiz, sakin, durağan, gereğinden daha hızlı, çoğu zaman anlamsız yersiz samimi ve çok kez samimiyetsiz.